Skip to main content

Yoldaş Hukuk

Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar(TCK 102-103-105)

Genel Olarak

Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar, Türk Ceza Kanunu’nun Kişilere Karşı Suçlar başlıklı altıncı bölümünde düzenlenmiştir. Cinsel suçlar ile korunmak istenen hukuki yarar genel olarak kişilerin cinsel tercih özgürlüğüdür. Yani cinsel suçların, mağdurun cinsel yaşamını serbestçe seçip gerçekleştirmesinin teminatı olduğu söylenebilir. Ayrıca çocuğun cinsel istismarı suçunda(TCK 103), çocuğun erken yaşta cinsel deneyimden uzak tutulması ve cinselliğinin gelişmesinde meydana gelebilecek aksaklıkların önüne geçmek amacı da vardır. Cinsel taciz suçunda(TCK 105) ise, cinsel olarak kişinin rahatsızlık verici davranışlardan korunması amaçlanmaktadır.

Cinsel dokunulmazlığa karşı suçların düzenlendiği TCK 102, 103, 104’de suç tipinin tayini bakımından mağdurun yaşının önem arz ettiğini belirtmek gerekir.

Cinsel suçların infazına yönelik 6545 Sayılı Kanun ile 5275 Sayılı CGTİK m.108’de değişiklik yapılmış ve koşullu salıverme süreleri uzatılarak denetimli serbestlik aşamasında uygulanacak tedbir ve yükümlülüklere yer verilmiştir.

  1. Cinsel Saldırı Suçu(TCK 102)

Cinsel saldırı suçunu düzenleyen TCK 102’ye göre, ‘(1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır.’

Madde metninden anlaşılacağı üzere suçun temel şekli cinsel davranışlarla vücut dokunulmazlığının ihlali, daha az ceza verilmesini gerektiren nitelikli hali sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel davranış, daha fazla ceza verilmesini gerektiren nitelikli hali ise vücuda organ veya sair cisim sokma şeklindeki cinsel davranıştır.

  • Cinsel saldırı suçunun faili ve mağduru kadın veya erkek herhangi bir kimse olabilir. Belirtmek gerekir ki fail ile mağdurun ayrı cinsten olmaları da gerekmez. Ancak suçun eşler arasında işlenmesini düzenleyen nitelikli cinsel saldırı suçu bakımından fail ve mağdur, TMK anlamında aralarında evlilik bağı kurulmuş kimseler olabilir.
  • Suçun hareket unsurunu, failin cinsel davranışları teşkil etmektedir. Cinsel davranış, kişinin cinsel arzularını tatmine yönelik gerçekleştirdiği cinsel ilişki boyutuna varmayan davranışlardır.
  • Cinsel saldırı suçunun netice unsurunu vücut dokunulmazlığının ihlali teşkil etmektedir. Vücut dokunulmazlığının ihlali için mağdurun vücudu ile temasın varlığı şarttır. Ancak bu temasın mutlaka çıplak veya cinsel organla olması gerekmez. Şunu da belirtmek gerekir ki, bedensel temas cinsel bir tatmine yönelik değilse, cinsel saldırı suçunun oluştuğundan söz edilemez.

Cinsel saldırı suçunun temel şekline ilişkin Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2017/2005, K. 2017/5375 sayılı kararı şu şekildedir: ‘Katılan soruşturma evresinde sanığın mağdurenin bacak arasına elini sokarak cinsel ilişkiye girip girmediğini kontrol ettiğini, “nemlenmişsin, siz ilişkiye girmişsiniz” şeklinde sözler sarf edip, yeğeniyle cinsel ilişkiye girme teklifinde bulunduğunu belirtmesinin ardından kovuşturma evresinde yeğeniyle cinsel ilişkiye girmesi teklifinde bulunup, elini cinsel organına doğru götürdüğünü beyan etmesi karşısında, sanığın eyleminin basit cinsel saldırı suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek cinsel taciz suçundan hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

  • Cinsel Saldırı Suçunun Nitelikli Halleri

Cinsel saldırı suçunun temel şeklini cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığının ihlal edilmesi teşkil etmektedir. Aşağıdaki açıklamalarda öncelikle daha az ceza verilmesini gerektiren nitelikli hal, sonra da daha fazla ceza verilmesini gerektiren nitelikli haller ile cinsel saldırı suçunun netice sebebiyle ağırlaşmış haline yer verilecektir.

  1. TCK m.102/1/c.2’de düzenlenen daha az ceza verilmesini gerektiren nitelikli hal: Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması

Cinsel saldırı suçunun hareket unsuru olan cinsel davranışın, ani-kesik ve yüzeysel boyutta kalması halinde, suç sarkıntılık aşamasında kalmış olmaktadır. 6545 Sayılı Kanun ile TCK 102’ye sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel saldırı suçunun eklenmiş olmasının sebebi, cinsel ilişki boyutuna varmayan her vücut dokunulmazlığı ihlalinin aynı ağırlıkta olmamasına rağmen, aynı cezalandırılıyor olmasıdır.  Örneğin failin mağduru sarılarak öpmesi ancak bunun dışında cinsel herhangi bir davranışta bulunmamış olması, eylemin sarkıntılık düzeyinde kaldığını göstermektedir. Ya da failin mağdura sürtünme şeklinde gerçekleştirdiği kısa bir temas da TCK 102/1/c.2 kapsamındadır. Nitekim Yargıtay CGK 24.12.1990 gün, 343-361 Sayılı kararında ‘…maddi olayda sanık, ahırda yalnız gördüğü mağdureye sarılarak onu öpmüştür. Hareketleri soyut ve kesintili olup devamlılık arzetmemektedir. Mağdurenin cinsel organını ellememiş, okşayıp öpmesi sürekli olmamıştır. Sarılma ve öpmesi tasaddi suçunu oluşturacak boyuta ulaşmamış ve eylemi belli bir yoğunluk kazanmamıştır. Yine Yargıtay 14. Ceza Dairesi 04.05.2015 gün ve 6032/6048 sayılı kararında, ‘Sanığın, mağdurenin arkasından yaklaşıp önce kalçasını, bilahare göğsünü elledikten sonra olay yerinden kaçması eylemini ‘sarkıntılık’ kapsamında değerlendirmiştir.’

  1. TCK 102/2’de düzenlenen vücuda organ veya sair cisim sokmak suretiyle cinsel saldırı suçunun işlenmesi

Bu nitelikli hal bakımından en önemli hususlardan birisi, vücudun hangi organ veya kısımlarına, organ ve sair cisim sokulması gerektiğidir. Gerekçede vajinal, anal ve oral yoldan vücuda organ veya sair cisim sokulması hallerine yer verilmiştir. Bu hususun tespiti bakımından davranışın hangi durumlarda cinsel nitelik taşıyıp taşımadığının tayini gerekmektedir.

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/14-36, K. 2019/675 sayılı kararında eylemin oluş şeklinin, cinsel saldırı suçunun basit mi yoksa nitelikli halinden mi ceza verileceğinin tayini bakımından önemine değinmiştir: ‘Sanığın olay tarihinde yalnız olan katılan mağdurenin evine sabaha karşı zorla girmesi, direnmesine karşın katılan mağdureyi kanepeye yatırması, bir yandan katılan mağdureyi öpmeye çalışırken bir yandan da elbiselerini çıkarmaya çalışması ve katılan mağdurenin eline bıçağı alarak kuvvetli bir mukavemet göstermesi üzerine eylemine bu engel durum nedeniyle son vermek zorunda kalması… sanığın nitelikli cinsel saldırı kastını ortaya koyan açık bir sözü bulunmasa bile fiili işleme tarzı, katılan mağdurenin elbiselerini çıkarmaya çalışması, katılan mağdureyi avludan içeriye sokup kanepeye yatırması şeklindeki dış dünyaya yansıyan eylemlerinin vücuda organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel saldırı kastını ortaya koyduğu anlaşıldığından, sanığın eyleminin bir bütün hâlinde nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüs olduğunun kabulü gerekmektedir.’

Vücuda sokulması öngörülen organın illa ki erkek cinsel organının olması gerekmez. Sayılan vücut kısımlarına parmak sokulması da bu kapsamdadır. Sair cisim ise, söz konusu boşluklara girebilecek her türlü maddeyi ifade etmektedir. Örneğin, …(Yargıtay kararlarına bak)

TCK 102/2’de düzenlenen diğer bir özellikli durum ise, nitelikli cinsel saldırı suçunun eşler arasında işlenmesi halinde takibi şikâyete bağlı olan görünümüdür. Ancak belirtmek gerekir ki, evliliğin eşleri birbirlerine karşı birer obje haline getirmediği bir gerçek olduğundan, eşlerin eylemlerinin sadece vücuda organ veya sair cisim sokulması halinde cezalandırılabilir olarak kabulü çelişkilidir.

  1. TCK 102/3’de Düzenlenen Nitelikli Haller
  • Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi: Söz konusu durumlara örnek olarak bedensel engel(görme engelli olma), yaşlılık, uyku hali gibi hususlar örnek olarak gösterilebilir. Belirtmek gerekir ki beden veya ruh bakımından kendinin savunmayacak duruma yol açan durum geçici ise, bunun suçun işlendiği anda var olup olmadığının araştırılması gerekir. Zira bunun nitelikli hal olarak kabul edilmiş olmasının sebebi, mağdurun bu durumunun fiilin işlenmesinde kolaylık sağlamış olmasıdır.
  • Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi: Bu bent kapsamında failin kamu görevlisi olması ve görevinin kendisine sağladığı nüfuzdan faydalanarak suçu işlemiş olması gerekmektedir. Örneğin, yurt müdürün öğrencilere cinsel saldırıda bulunması vb. Diğer durumda, TMK 403 gereğince fail ile mağdur arasında var olan vesayet ilişkisinin suçun işlendiği anda devam ediyor olması gerekir. Son husus ise, hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılmasıdır. Belirtmek gerekir ki, aynı iş yerinde çalışıp da birbirleri üzerinde otorite sahibi olmayan iki işçinin cinsel saldırı eylemi bu bent kapsamında değildir.
  • Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından işlenmesi: Anne, baba, büyük anne ve baba, amca, hala, dayı, teyze ve kardeş gibi kan hısımları bu kapsamdadır.
  • Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi: Silah deyiminin manasının ne olduğu TCK 6’da ifade edilmiştir. Örneğin; tabanca, bıçak vb. Bu nitelikli hal kapsamında silahın cinsel saldırı suçunun işlenmesinde etkisi araştırılmalıdır. Failin silahlı olması ancak bunu mağdura göstermemiş olduğu durumlarda nitelikli hal uygulama alanı bulmaz. Bu bentte düzenlenen diğer hal olan birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiğinin kabulü için, Yargıtay’ın da ifade ettiği gibi, birden fazla failin birlikte fail durumunda bulunması gerekir. Yani azmettiren ve yardım edenler bu sayının hesabında nazara alınmaz.
  • İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle işlenmesi: Örneğin; ceza evleri, hastane, yurt vb. yerler.
  • Cinsel Saldırı Suçunun TCK 102/5’te Düzenlenen Netice Sebebiyle Ağırlaşmış Hali:

Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü: Söz konusu bendin uygulanması bakımından dikkat edilmesi gereken husus, cinsel saldırı eylemi dolayısıyla failde kast olmasa dahi en azından basit taksirinin bulunması halinde, ağır neticeden de sorumlu olacağıdır(TCK 23).

TCK 102/4’de Düzenlenen Özel Gerçek İçtima Hali:

Suçun işlenmesi için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması: Suçun işlenişini kolaylaştırmak ve karşılaşılan direnci kırmak amacıyla başvurulan cebir ve şiddet, TCK 86’da düzenlenen kasten yaralama suçuna vücut vermiş ise, ayrıca kasten yaralamadan ceza verilmez(bileşik suç). Ancak cinsel saldırı suçu sırasında başvurulan cebir ve tehdit TCK 87’de yer alan kasten yaralamanın netice sebebiyle ağırlaşmış hallerine vücut veriyorsa ayrıca kasten yaralama suçundan dolayı da ceza verilir. Yani gerçek içtima ilişkisinin varlığı söz konusu olur.

  • Çocukların Cinsel İstismarı(TCK 103)

Türk Ceza Kanunu’nun 103.maddesinde düzenlenen cinsel istismar suçu, cinsel saldırı suçunda olduğu gibi, üç farklı biçimde kanunda yer almıştır. Bunlar; çocuğun cinsel istismarı şeklinde ifade edilen temel biçimi, sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel istismar olan daha az ceza verilmesini gerektiren nitelikli hali ve daha fazla ceza verilmesini gerektiren nitelikli hal olan vücuda organ veya sair cisim sokulmasıdır.

Sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel istismar suçunda ani hareketlerin varlığına işaret edilen bir karar şu şekildedir: ‘Sınıf öğretmeni olan sanığın, bir kez mağdurenin pantolonu üzerinden cinsel organına dokunması şeklindeki fiziksel temas içeren eyleminin kısa süreli, ani, kesintili olması ve fiilin kendiliğinden sonlandırılması da göz önüne alındığında eylemin sarkıntılık düzeyinde kaldığı nazara alınarak…’(Yargıtay 14. Ceza Dairesi E. 2019/6208, K. 2020/579)

Cinsel istismar suçunu cinsel saldırı suçundan ayıran en önemli unsur, mağdurun yaşıdır. Cinsel istismar suçunun mağduru ancak çocuk olabilmektedir. Çocuk ise, TCK m.6’da ifade edildiği üzere, suçun işlendiği sırada 18 yaşını doldurmamış kimsedir. Mağdurun yaşına ilişkin Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2016/993, K. 2019/13661 sayılı kararında önemli bir hususu şu şekilde ifade etmiştir: ‘ Dava, cinsel saldırı suçuna ilişkindir. Suçun mağdurunun on sekiz yaşını bitirmemiş olması durumunda, Türk Medeni Kanunu uyarınca herhangi bir sebeple on sekiz yaşından önce ergin olsa dahi ceza hukuku bakımından çocuk olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu sebeple evlenmeyle veya mahkeme kararıyla ergin olsa bile, on sekiz yaşını doldurmamış mağdura karşı gerçekleştirilen eylemler çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturacaktır.’

Çocuk deyiminin anlamı bu şekilde olmakla birlikte, kanunda cinsel istismar suçu bakımından ikili bir yaş gruplandırması yapılarak suçun tipikliği ifade edilmiştir. Cinsel istismar deyiminden,

  • On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış

Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar anlaşılmaktadır. Nitekim on beş yaşını doldurmuş ve fiilin anlam ve sonuçlarını algılayabilen kimseye karşı işlendiği kabul edilebilecek suç cinsel istismar değil, reşit olmayanla cinsel ilişkidir. Bu husus Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin E. 2019/2794, K. 2019/9847 sayılı kararında da ifade edilmiştir: ‘Suç tarihi itibarıyla on beş yaşını tamamlamış olup fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılamasını veya davranışlarını yönlendirme yeteneğini etkileyecek mahiyet ve derecede herhangi bir zeka geriliği ya da çocukluk dönemi psikopatolojisi saptanmayan mağdureye yönelik eylemlerin cebir veya tehditle gerçekleştirildiğine dair, soyut iddia dışında her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı nazara alındığında, sanığın reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan mahkûmiyeti yerine çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsizdir.’

  • Cinsel İstismar Suçunun Nitelikli Halleri
  • (TCK 103/3): Cinsel istismar suçunun,
  1. Birden fazla kişi tarafından birlikte
  2. İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle
  3. Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından
  4. Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından
  5. Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi halinde yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılacaktır. Belirtmek gerekir ki bu fıkra kapsamında yer alan her bir bent kendi aralarında seçimliktir. Somut olayda birden fazlasının bir arada bulunması halinde ceza bir kez artırılacaktır.
  • TCK 103/4’e göre, suçun,

Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı(15 yaşını doldurmamış veya doldurmuş olmakla birlikte fiilin anlam ve sonuçlarını kavrayamayacak durumda olan) cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı(15 yaşını doldurmuş çocuklar) silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

TCK 103/5’de Düzenlenen Özel Gerçek İçtima Hali:

Suçun işlenmesi için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması: Cinsel saldırı suçundaki açıklamalar bu düzenleme için de geçerlidir.

Cinsel İstismar Suçunun TCK 103/6’da Düzenlenen Netice Sebebiyle Ağırlaşmış Hali:

Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü: Cinsel saldırı suçu için yapılan açıklamalar bu düzenleme için de geçerlidir.

  1. Cinsel Taciz(TCK 105)

Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçların tayininde, Yargıtay’ın da kabul ettiği üzere, vücut ile bir temasın varlığı ayırt edici kıstastır. Cinsel saldırı ve benzer şekilde düzenlenen cinsel istismar suçunda, vücut dokunulmazlığının ihlali gerektiği için bu kıstasın varlığını aramak gerektiği söylenebilir. Ancak cinsel taciz suçunda failin mağdurun vücudu ile bir teması bulunmamakta, aksine gerçekleştirdiği cinsel içerikli davranışlarla mağdurun huzurunu bozarak ona rahatsızlık vermektedir.

(‘Sanığın, mağdurenin kullandığı cep telefonuna değişik zamanlarda birden fazla cevapsız çağrı bırakıp cinsel taciz içerikli mesajlar göndermekten ibaret eylemlerinin bir bütün halinde zincirleme şekilde cinsel taciz suçunu oluşturduğu ve kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun anılan olayda cinsel taciz suçunun unsuru olduğu gözetilmeden, ayrıca sanık hakkında bu suçtan da mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırıdır.’(Yargıtay 14. Ceza Dairesi E. 2013/8229, K. 2015/7847))

Cinsel taciz suçunun özel kast ile işlenebileceğini söylemek mümkündür. Çünkü failin cinsel amaçlı olarak taciz etme saikine sahip olması gerekir.

Cinsel saldırı ve cinsel istismar suçunda olduğu gibi fail ve mağdurun cinsiyeti önem arz etmez. Farklı cinsten kişiler olabileceği gibi aynı cinsten kişiler de fail veya mağdur olabilir.

Cinsel taciz suçu cinsel amaç taşıyan her türlü hareketle işlenebilmektedir. Örneğin; laf atmak, el kol hareketi yapmak veya cinsel içerikli mesajlar göndermek gibi. Hareketin cinsel bir amacının olup olmadığının her somut olayda araştırılması gerekir. Cinsel taciz eylemine örnek teşkil edebilecek Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun E. 2014/14-669, K. 2015/68 sayılı kararı şu şekildedir: ‘ Kendi şeref ve namusunu ilgilendiren bir konuda sanığa iftira atması için geçerli bir sebep bulunmayan katılanın, aşamalarda birbiriyle uyum gösteren samimi, ısrarlı ve herhangi bir tereddüde mahal bırakmayan beyanı, bu beyanı doğrulayan tanık anlatımları, sanığın katılanın ev telefonunu arayarak söylediği, “seninle olmak istiyorum, rızanla gel bana, istersen seni kaçırırım, rızanla olmazsa eşine söylerim, evliliğin yıkılır” şeklindeki sözlerinin cinsel amaç taşıdığı, katılanın bu eyleme rızası olduğuna dair bir delilin bulunmadığı, aksine aşamalarda sanıktan şikâyetçi olup yakalanmasını sağlayarak eyleme rıza göstermediğini ortaya koyduğu…’

Ayrıca belirtmek gerekir ki, alenen gerçekleştirilen cinsel içerikli davranışlar belli bir kimseyi hedef almadığı için, TCK 225’deki hayâsızca hareketler suçunun varlığından söz edilir.

Cinsel Taciz Suçunun Nitelikli Halleri(TCK 105/2):

  1. Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin ya da aile içi ilişkinin sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle
  2. Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından
  3. Aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle
  4. Posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle
  5. Teşhir suretiyle işlenmesi hâlinde yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Cinsel Taciz Suçunun Netice Sebebiyle Ağırlaşmış Hali(105/2):

Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise verilecek ceza bir yıldan az olamaz. Netice sebebiyle ağırlaşmış suçların(TCK 23) özelliği gereği söz konusu ağır neticelerin öngörülebilir olması gerekir ki failin en az taksirle hareket ettiği kabul edilebilsin.

Cinsel Taciz Suçunun Cezası:

‘Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikayeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.’(TCK 105/1)

Paylaş: