Skip to main content

Yoldaş Hukuk

ARABULUCULUK

            Gelişen dünyada uyuşmazlıkların artması ve niteliklerinin daha karmaşık bir hale gelmiş olması, uyuşmazlık taraflarını daha hızlı bir şekilde çözüme ulaşmaya yöneltmiştir. Uyuşmazlık çıktığında tarafların menfaatleri tabidir ki zıt yönde olacaktır. Ancak uzlaşının varlığı zıt menfaatlerden sağlıklı ve her iki taraf için de tatmin edici bir sonuç çıkmasını sağlamaktadır. Bu ise özel hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk kurumunun varlık sebebini teşkil etmektedir.

Arabuluculuk, yargılama yaparak uyuşmazlık çözümünü esas alan devlet yargısından farklı olarak tarafların mevcut ve gelecekteki menfaat durumlarına göre tatmin olması amacına hizmet etmektedir. Bu ise alternatif bir uyuşmazlık çözüm yöntemi olan arabuluculukta tarafların çözüm için iş birliği içerisinde olması düşüncesini ortaya çıkarmaktadır.

            Arabuluculuk; uyuşmazlığın daha kısa sürede, daha az masraflı bir şekilde, yürütülen süreç ve ulaşılan sonuç itibariyle tarafların kontrolü altında ve menfaatlerin ortak bir paydada buluşmasını sağlayacak nitelikte bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Arabuluculukta baştan sona sürecin hâkimi tarafların kendileri oldukları için ulaşılan çözümün kalıcılığı ve kabul edilebilirliği daha kolay olmaktadır. Buna ek olarak arabuluculuk süreci sonunda anlaşmak zorunda olmadığını bilmek tarafları psikolojik olarak baskıdan da uzak tutmaktadır. Ayrıca arabuluculukta gizliliğin esas olması taraflar için önem arz etmekte ve tercih sebebi oluşturmaktadır.

            Arabuluculuk kolaylaştırılmış ve yardımlı bir müzakeredir. Arabuluculukta da müzakerede olduğu gibi uyuşmazlık tarafların katılımıyla çözüme ulaştırılmakta ancak arabulucu sıfatını taşıyan üçüncü bir kişi taraflara çözüm için uygun bir zemin oluşturmaktadır. Fakat arabulucu tarafları yönlendirici davranış ve söylemlerden kaçınmalıdır. Zira arabulucu esasında iyi ve aktif bir dinleyici konumundadır.

Arabuluculukta asıl olan kurumun ihtiyari olmasıdır. Ancak hukukumuzda zorunlu olarak arabuluculuk öngörülen uyuşmazlıklar da mevcuttur. Bunlara dava şartı arabuluculuk adı verilmektedir. Aşağıda yer verilen uyuşmazlıkların çözümünde dava açmadan önce arabulucuya başvurulması gerekmektedir. Hukukumuzda arabuluculuğun dava şartı olduğu haller şunlardır:

  1. 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3. Buna göre, “Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/41 md.) Bu alacak ve tazminatla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında birinci cümle hükmü uygulanır.”
  2. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A. Buna göre, “Bu Kanunun 4’üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.”
  3. 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 73/A. Buna göre, “Tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.”
  4. 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/B.
  • Kiralanan taşınmazların 2004 sayılı Kanuna göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler hariç olmak üzere, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar.
  • Taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar.
  • 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan kaynaklanan uyuşmazlıklar.
  • Komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklar.

Yukarıda yer verilen uyuşmazlıkların çözümü için dava açmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması zorunludur. Arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartı niteliğindedir. Buna bağlı olarak hâkim tarafından re’sen nazara alınır. Bu dava şartının yokluğu halinde açılan dava usulden reddedilir.

            Dava şartı olan arabuluculuk süreci, uyuşmazlık taraflarından birinin yetki kuralları çerçevesinde adliyelerin arabuluculuk bürolarına başvurusu ile başlamaktadır. Başvuru üzerine uyuşmazlığın arabuluculuk sürecini yönetmek için sistem tarafından bir arabulucu görevlendirmesi yapılır. Ancak dava şartı olan arabuluculukta da tarafların anlaşmak suretiyle arabuluculuk siciline kayıtlı herhangi bir arabulucuyu seçme hakları mevcuttur. Süreç için atanan veya seçilen arabulucu her iki taraf ile de iletişime geçerek işleyiş hakkında bilgi verdikten sonra imkân olduğu ölçüde taraflarla yüz yüze toplantılar yapar. Tüm bu süreç boyunca arabulucu tarafları anlaşmaya zorlayamayacağı gibi tarafların anlaşmalarına da hukuki sınırlar dışında müdahalede bulunamaz.

            Dava şartı olan arabuluculukta tarafların anlaşamama ihtimali de göz önünde bulundurularak uyuşmazlık çözüm süreci belirli sürelere tabi tutulmuştur. Örneğin; işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iadeyle ilgili uyuşmazlıklarda arabulucunun görevlendirilmesinden itibaren 3 hafta içinde süreç sonlandırılmalıdır. Ancak arabulucunun gerekli görmesi durumunda süreç 1 hafta daha uzatılabilmektedir. Yine aynı şekilde tüketici uyuşmazlıklarında da süreç kural olarak üç hafta içerisinde tamamlanmalı ancak arabulucunun gerekli görmesi halinde 1 hafta daha uzayabilmektedir. Buna karşılık ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk süreci arabulucunun görevlendirilmesinden itibaren 6 hafta içinde sonuçlandırılmalıdır. Fakat arabulucunun gerekli görmesi halinde bu sürenin 2 hafta daha uzatılabilmesi mümkündür. Arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz (6325 Sayılı Kanun m. 16/2).

            Arabuluculuk süreci sonunda anlaşma veya anlaşmama durumuna göre arabuluculuk son tutanağı düzenlenir (6325 Sayılı Kanun m. 17/2). Taraflar süreç sonunda anlaşmış ise, düzenlenen son tutanağa icra edilebilirlik şerhi verilmesini isteyebilirler. Bu şerhin verilmesi; arabuluculuk süreci dava açılmadan önce gerçekleşmişse arabulucunun görev yaptığı sulh hukuk mahkemesinden, dava açıldıktan sonra yargılama sırasında arabuluculuk süreci işlemişse davanın görüldüğü mahkemeden istenir. İcra edilebilirlik şerhi verilmesi çekişmesiz yargı işidir. Bu şerhi içeren anlaşma, ilam niteliğinde belge sayılır (6325 Sayılı Kanun m. 18/2). Ayrıca kanunlarda icra edilebilirlik şerhi alınmasının zorunlu kılındığı haller hariç, taraflar ve avukatları ile arabulucunun, ticari uyuşmazlıklar bakımından ise avukatlar ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır (6325 Sayılı Kanun m. 18/4). Önemle belirtmek gerekir ki arabuluculuk faaliyet sonunda anlaşmaya varılmış olması, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında tarafların dava açma hakkını ortadan kaldırır.