Güveni Kötüye Kullanma Suçu(TCK 155)
- Genel Olarak
- Güveni Kötüye Kullanma Suçunun Oluşma Koşulları
- Zilyetliği faile devredilmiş bir mal olmalıdır. Güveni kötüye kullanma suçunda, hırsızlık suçundaki gibi malın taşınır olması aranmadığı için, taşınmaz mallar da bu suça konu olabilir(tarlanın buğday ekilmesi şartıyla kiralanması ancak soğan ekilmesi). Örneğin; bisiklet, kat mülkiyetine tabi bağımsız bölüm, para gibi mallar bu kapsamdadır.
- Zilyetliğin muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile devredilmiş olması gerekir. Bunlar dışında herhangi bir sebeple zilyetlik devri, suçun tipiklik unsurunu gerçekleştirmez. (‘Müştekinin, bir süredir birlikte kalmakta olduğu evinin anahtarlarını şüpheliye verdiğini, belli bir süre işi gereği il dışına gittiğini ikametine geldiğinde ikametinde bulunan televizyonun yerinde olmadığını, evinin anahtarlarını vermiş olduğu şüpheliyi televizyonu sormak için aradığında telefonunu açmadığını, güvenlik kamera kayıtlarına baktığında şüphelinin televizyonu evden alıp götürdüğü, bu haliyle müştekinin şüpheliye evinin anahtarını bir bütün halinde evin içerisindeki tüm eşyalar ile birlikte kullanması için verdiğinin kabul edilmesi gerektiğinden hareket edildiğinde, şüpheli tarafından zilyetliğin devri amacına aykırı olarak suça konu televizyonun evden alınarak satılması şeklinde gerçekleştiği iddia edilen olayın sübutu halinde güveni kötüye kullanma suçuna vücut vereceği…’)(Yargıtay 13. Ceza Dairesi E. 2019/2512, K. 2019/9264)
- Malın zilyetliğinin, mağdurun geçerli bir rızasına dayanarak devredilmiş olması gerekir. Zilyetliğin devri, kira, vedia veya ariyet gibi sözleşmelerden kaynaklanabilir. Ancak failin hileli davranışları mağdurun zilyetliği devretmesine sebep olmuşsa, diğer koşullarının da varlığı halinde dolandırıcılık suçu oluşur. Nitekim aynı hususa Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin E. 2011/11375, K. 2012,7048 kararında da değinilmiştir: ‘Mağdurun cep telefonunu, kendi rızasıyla kısa süreliğine de olsa, kendi telefonunun şarjının bittiği söylenerek ve hastalarının olduğu bahanesiyle istenmesi, telefon alındıktan sonra, çekmediği belirtilerek, mağdurun yanından uzaklaşılması ve bu şekilde mağdurun iradesinin fesada uğratılması sonucu, telefonun suça sürüklenen çocuğa verilmiş olması nedeniyle, eylem dolandırıcılık suçu kapsamında kalmaktadır.’
- Failin kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunması veya devir olgusunu inkâr etmesi gerekir. Fail mal üzerinde, zilyetliğin devrine imkân veren hukuki ilişkinin öngörmediği şekilde tasarrufta bulunursa, devir amacının dışına çıkmış olur. Devir olgusunu inkâr etme ise, failin mağdur tarafından kendisine devredilmiş bir zilyetlik bulunmadığını iddia etmesidir. Zilyetliğin devir amacı dışında kullanılmasından ne anlaşılması gerektiğine ilişkin Yargıtay 13. Ceza Dairesi’nin E. 2019/4955, K. 2019/16316 sayılı kararı şu şekildedir: ‘Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; …failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.’
- Güveni Kötüye Kullanma Suçunun Nitelikli Halleri(TCK 155/2)
- Güveni Kötüye Kullanma Suçunun Cezası ve Takibi