Skip to main content

Yoldaş Hukuk

Dolandırıcılık Suçu(TCK 157-158-159)

  1. Genel Olarak
Dolandırıcılık, Türk Ceza Kanunu’nun malvarlığına karşı işlenen suçları arasında düzenlenmiştir. Dolandırıcılık suçuyla korunmak istenen hukuki yarar malvarlığı hakkıdır. Ancak Yargıtay’ın da kabul ettiği üzere, dolandırıcılık suçu hileli davranışlara başvurularak işlendiğinden, ayrıca irade özgürlüğü de korunmaktadır. Kanun sistematiğine bakıldığında dolandırıcılık suçunun basit ve nitelikli hallerinin 157 ile 159.maddeler arasında düzenlendiği görülmektedir. Dolandırıcılık suçunun basit halini düzenleyen TCK 157’ye göre, ‘Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası verilir.’ Dolandırıcılık suçunun faili bakımından suçun basit şeklinde herhangi bir özgüleme yapılmadığından herkes tarafından işlenebilmektedir. Suçun mağduru ise, malvarlığı zarara uğrayan bir veya birden fazla gerçek ya da tüzel kişi olabilmektedir. Suçun icra hareketlerinin üzerinde gerçekleştiği maddi şey ise mal varlıksal herhangi bir değerdir.
  1. Dolandırıcılık Suçunun Oluşma Koşulları
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için TCK 157’de yer alan suç tipine uygun bir hareketin bulunması gerekir. Bunun koşulları ise şu şekildedir:
  • Failin hileli bir davranışının bulunması ve bu hileli davranışın ise icrai bir hareketten ileri gelmesi gerekir. Yeni TCK hilenin belli bir ağırlığa ulaşmasını aramamıştır. Ancak eski Ceza Kanunu zamanında yerleşik hale gelen, hilenin belli bir ağırlığa ulaşmış olması koşulunun Yargıtay tarafından Yeni TCK döneminde de arandığı görülmektedir. Belli bir ağırlığa ulaşmayan yani aldatma kabiliyeti bulunmayan hileli davranışların varlığı halinde işlenemez suç söz konusudur. Bu husus Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin E. 2017/35824, K. 2019/7348 sayılı kararında şu şekilde ifade edilmiştir: ‘Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.’
  • Failin hileli davranışları sonucunda mağdurun aldatılmış olması gerekir. Yani nedensellik bağlantısının bulunması gerekir. Eğer failin dışa yansıyan bir hilesi olmasaydı mağdurun malvarlığında bir zarar meydana gelmeyecek idiyse, nedensellik bağlantısının varlığından söz edilir.
  • Failin hileli davranışları sebebiyle mağdurun malvarlığında bir zarar meydana gelmedir. Malvarlığında zarara uğrayabilecek değerler, hukuk düzenin koruması altındaki ekonomik değerlerin tümünü ifade eder. Zarar, malvarlığında meydana gelen bir azalmayı ifade etmektedir. Bu malvarlığının aktifinin azalması şeklinde olabileceği gibi, malvarlığının pasifinin artması şeklinde de olabilir.
  • Mağdurun malvarlığında meydana gelen zarardan dolayı fail bir yarar sağlamış olmalıdır. Ancak yararı bizzat suçun icra hareketlerini gerçekleştiren failin elde etmiş olması gerekmez. Yararın başkası tarafından elde edilmiş olması halinde de suç oluşur. Fakat Yargıtay Ceza Genel Kurulu 17.03.1998, 6/29-99 sayılı kararında mağdurun malvarlığında azalma meydana gelmiş ancak failin malvarlığında bir artma meydana gelmemiş olması halinde suçun tamamlandığını kabul etmiştir. Suçun netice unsurlarının mağdurun malvarlığında azalma, failin malvarlığında artma olduğu göz önünde bulundurulursa bu karara katılmak mümkün değildir. Yani bu durumda teşebbüs aşamasında kalan bir suçun var varlığının kabulü gerekir.
  • Dolandırıcılık Suçunda Cezanın Artırılmasını Gerektiren Nitelikli Haller
TCK m.158’deki nitelikli haller kendi aralarında seçimliktir. Birden fazla nitelikli halin bir arada bulunması durumunda ceza bir kez artırılacaktır. Ancak birden fazla nitelikli halin varlığı cezanın belirlenmesinde göz önünde bulundurulur. Dolandırıcılık suçunun;
  1. Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi
‘Sanıkların, nişanlısında ve kendisinde büyü olduğunu ve içlerine cin girdiğini söyleyip çeyiz odasına geçerek büyüyü bozacaklarına ve cini çıkaracaklarına mağduru inandırıp, takılarını çıkarmasını ve arkasını dönmesini istedikleri, mağdur takıları çıkarıp verince bir mendile sardıkları ve “bize bir bardak su getir, suyu mendilin üzerine döküp sana içireceğiz diyerek” mağduru odadan uzaklaştırdıkları, sonra da yokluğundan yararlanarak takılarını alıp evden ayrılmaları şeklinde gerçekleşen olayda, sanıkların basit bir yalanı aşan, mağduru yanıltacak ve kandıracak yoğunluk ve güçteki sözleriyle planlayıp ustaca sergiledikleri hareketlerinin hileli davranış olarak kabulü gerektiğinden … Aldatma aracı olarak kullanılan “büyüyü bozma ya da cini çıkarma” vb. hususların mağdurun algıladığı dini inanç ve duygulara yönelik olduğu, sanıkların etkisinde kalan mağdurun bu duygularının istismar edilerek irade özgürlüğünün baskı altına alınması sonucunda sanıklara altınlarını verdiği anlaşıldığından…’(Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2013/15-262, K. 2014/37)
  1. Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle işlenmesi
Söz konusu nitelikli hale yer verilmiş olmasının sebebi zor durumda bulunan kişinin başkalarına güvenmeye daha yatkın olmasıdır. Örneğin; depremzede veya trafik kazasının ortasında kalan birinin dolandırılması daha kolaydır. Yargıtay CGK’nun 31.1.2017, 15-598/31sayılı kararında bu nitelikli hal bakımından her somut olay için sübjektif bir değerlendirme yapılması gerektiği ifade edilmiştir. ‘Fakat her trafik kazasında veya her hastalıkta kişinin zor şartlar altında olduğu kabul edilmemelidir. Söz konusu olayın meydana geldiği zaman dilimi, hastalığın veya yaralanmanın boyutu, olaya maruz kalan kişinin ekonomik ve sosyal durumu, olaydan etkilenme derecesi, olayın gelişim süreci, sanığın olaya müdahale tarzı ve zamanlaması gibi hususlar, anlık olarak kişinin zor durumda olup olmadığını belirlemede kıstas olarak değerlendirilmelidir.’
  1. Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle işlenmesi
Örneğin; sarhoşluk, yaş küçüklüğü ve aşırı yaşlılık gibi sebeplerin varlığı halinde akıl zayıflığından söz edilir. Ayırt etme gücünün yokluğu hali bu nitelikli hal kapsamında değildir zira ayırt etme gücü olmayan kişinin aldatılması söz konusu olamaz.
  1. Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi
Kamu kurumlarına, il özel idare, belediye köy ve üniversiteler örnek olarak verilebilir. Kamu meslek kuruluşlarına ise, tabip odası ve barolar örnek gösterilebilir.
  1. Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak işlenmesi
Yargıtay’a göre bu nitelikli halin oluşabilmesi için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının malvarlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir (Yargıtay 15 CD. 15.10.2014, 1380/16427).
  1. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi
Bu nitelikli hal bakımından bahsi geçen kurumların suçtan zarar görmüş olması gerekmez. Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılmasına ilişkin bir karar şu şekilde gelişmiştir: ‘ Sanığın, internet ortamı üzerinden araç satış ilanı verdiği, katılanların ilan vasıtasıyla sanığa ulaştığı, araç alım satımı konusunda anlaştıkları, sanığın katılanlardan araçları bulundukları yere getirmek için yakıt ücreti talep ettiği, katılanların sanığın bildirdiği miktar ve ödeme aracı ile para gönderdikleri, sanığın telefon numarası ile ATM den bu paraları çektiği, daha sonra katılanların kendisine ulaşamadığı, bu suretle menfaat temin ettiği iddia edilen somut olayda…’(Yargıtay 15.Ceza Dairesi E. 2017/9200, K. 2019/11542) Bankaların aracı olarak kullanılmış olduğunun kabulü için gereken koşulların ne olduğu Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin E. 2018/4177, K. 2018/5829 sayılı kararında şu şekilde ifade edilmiştir: ‘Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri sebebiyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu suç oluşmayacaktır.’
  1. Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmesi
Bu nitelikli halin uygulama alanı bulabilmesi için basın ve yayın araçlarının suçun işlenmesinde kolaylık sağlamış olması özellikle araştırılacaktır. (Yargıtay 15 CD. 18.9.2013, 197/13544)
  1. Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında işlenmesi
  1. Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle işlenmesi
Söz konusu nitelikli hale yer verilmiş olmasının sebebi zor durumda bulunan kişinin başkalarına güvenmeye daha yatkın olmasıdır. Örneğin; depremzede veya trafik kazasının ortasında kalan birinin dolandırılması daha kolaydır. Yargıtay CGK’nun 31.1.2017, 15-598/31sayılı kararında bu nitelikli hal bakımından her somut olay için sübjektif bir değerlendirme yapılması gerektiği ifade edilmiştir. ‘Fakat her trafik kazasında veya her hastalıkta kişinin zor şartlar altında olduğu kabul edilmemelidir. Söz konusu olayın meydana geldiği zaman dilimi, hastalığın veya yaralanmanın boyutu, olaya maruz kalan kişinin ekonomik ve sosyal durumu, olaydan etkilenme derecesi, olayın gelişim süreci, sanığın olaya müdahale tarzı ve zamanlaması gibi hususlar, anlık olarak kişinin zor durumda olup olmadığını belirlemede kıstas olarak değerlendirilmelidir.’
  1. Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle işlenmesi
Örneğin; sarhoşluk, yaş küçüklüğü ve aşırı yaşlılık gibi sebeplerin varlığı halinde akıl zayıflığından söz edilir. Ayırt etme gücünün yokluğu hali bu nitelikli hal kapsamında değildir zira ayırt etme gücü olmayan kişinin aldatılması söz konusu olamaz.
  1. Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi
Kamu kurumlarına, il özel idare, belediye köy ve üniversiteler örnek olarak verilebilir. Kamu meslek kuruluşlarına ise, tabip odası ve barolar örnek gösterilebilir.
  1. Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak işlenmesi
Yargıtay’a göre bu nitelikli halin oluşabilmesi için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının malvarlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir (Yargıtay 15 CD. 15.10.2014, 1380/16427).
  1. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi
Bu nitelikli hal bakımından bahsi geçen kurumların suçtan zarar görmüş olması gerekmez. Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılmasına ilişkin bir karar şu şekilde gelişmiştir: ‘ Sanığın, internet ortamı üzerinden araç satış ilanı verdiği, katılanların ilan vasıtasıyla sanığa ulaştığı, araç alım satımı konusunda anlaştıkları, sanığın katılanlardan araçları bulundukları yere getirmek için yakıt ücreti talep ettiği, katılanların sanığın bildirdiği miktar ve ödeme aracı ile para gönderdikleri, sanığın telefon numarası ile ATM den bu paraları çektiği, daha sonra katılanların kendisine ulaşamadığı, bu suretle menfaat temin ettiği iddia edilen somut olayda…’(Yargıtay 15.Ceza Dairesi E. 2017/9200, K. 2019/11542) Bankaların aracı olarak kullanılmış olduğunun kabulü için gereken koşulların ne olduğu Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin E. 2018/4177, K. 2018/5829 sayılı kararında şu şekilde ifade edilmiştir: ‘Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri sebebiyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu suç oluşmayacaktır.’
  1. Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmesi
Bu nitelikli halin uygulama alanı bulabilmesi için basın ve yayın araçlarının suçun işlenmesinde kolaylık sağlamış olması özellikle araştırılacaktır. (Yargıtay 15 CD. 18.9.2013, 197/13544)
  1. Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında işlenmesi
Yargıtay kararlarında bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, öncelikle bir şirketin hukuken varlığının olup olmadığının sonra da failin o şirket adına hareket etmeye yetkili olup olmadığının ve suçun ticari faaliyet sırasında işlenip işlenmediğinin araştırılması gerektiği belirtilmektedir. Buna yönelik: ‘Olayda, öncelikle sübut bulan suçun vasıf ve nitelendirilmesi bakımından, sanığın eylemleri sırasında ilgili şirket adına hareket edip etmediği hususunun belirlenmesi, şirketin ismini kullanması halinde eyleminin TCK’nın 158/1-h maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağı, şirket ünvanı ve temsilcisi sıfatını kullanmaması halinde ise eyleminin 6763 Sayılı yasa ile uzlaşma kapsamına alınan ve TCK’nın 157maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle beraatine hükmedilmesi hatalı olup…’ (Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E.2017/6830, K. 2019/9293)
  1. Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi
193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunun 65/2.maddesinde tanımlanan serbest meslek faaliyeti kapsamına giren işleri yapan kişiler bu suçun faili olabilir. Örneğin avukatlar bu suç kapsamında fail olabilecek kişilerdendir.
  1. Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla işlenmesi
Söz konusu nitelikli halin uygulanabilmesi için failin tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak özel kast ile hareket etmesi gerekir.
  1. Sigorta bedelini almak maksadıyla işlenmesi
Sigorta şirketinin suçtan zarar gören konumda olması ve failin ise sigorta bedelini almak özel kastı ile hareket etmesi gerekmektedir. Örneğin, trafik kazasında hasarın fazla gösterilmesi, evin yakılması gibi durumlarda özel kast da araştırılarak nitelikli hal uygulama alanı bulur.
  1. Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle işlenmesi
Kendisini kamu görevlisi olarak tanıtan kişinin eyleminin bu bent kapsamında değerlendirildiği Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin E. 201/2529, K. 2017/2613 sayılı kararı şu şekildedir: ‘ Sanığın müştekiye icralık gayri menkullerin alım satımını yaptığını elinde çok hesaplı bir ev olduğunu, piyasa değerinin 120,000 TL olduğunu, fakat 70,000 TL’ye işi bitirebileceğini söyleyerek bir yere telefon açıp iki kişi çağırdığı, gelen  şahıslardan birisinin kendisini icra  memuru olarak tanıttığı, bu şahıslarla birlikte daireyi gidip gördükleri, müştekinin, sanığa toplamda 62,500 TL para verdiği ancak sanığa bir daha ulaşamadığının, iddia edilmesi karşısında; sanığın eyleminin, hükümden sonra yürürlüğe giren 5237 S.K. 158/1-l md.si kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık fiiline…’
  1. Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak işlenmesi(TCK 158/2)
Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin E. 2017/5691, K. 2019/11658 sayılı kararında  hatırı sayılır kişilerden açıkça bahsedilmemiş olması, nitelikli halin uygulanması için yeterli görülmemiştir: ‘Birleşen dosyanın mağdurlarının beyanlarından, sanıklardan birinin, herhangi bir kamu görevlisi ile ilişkisi olduğu ve onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahsetmeksizin, genel ifadelerle “…benim çevrem çok geniş, Ankara’da müsteşar tanıdığım var, ben de bu şekilde işe başladım, KPSS puanına falan gerek yok, sen sadece gerekli evrakları ve parayı hazırla” şeklindeki sözlerle mağdurları ikna edip, haksız yarar sağlamasından ibaret eylemlerinin,  TCK’nın 157/1. maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülmek suretiyle aynı kanunun 158/2. maddesinin uygulanması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması, isabetsizdir.’
  1. Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi(158/3)
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin E. 2018/3325, K. 2018/5174 sayılı kararında iştirak iradesinin aşıldığının kabulü için somut olay temelli kıstaslara yer verilmiştir: ‘eylemlerin kısa süre içinde gerçekleştirildiği, bu süre zarfında suç örgütü faaliyeti kapsamında yapılan planlı iş paylaşımının ve hiyerarşik bağ içerisinde verilen talimatlara uyma sadakatinin mutlak surette var olduğu, …sanıkların vakit kaybetmemek adına işbölümü yaparak bir kısmının katılanları alma ve buluşma yerine getirme, bir kısmının buluşma yerinde hazır olma şeklinde görevleri yerine getirdikleri, bu eylemlerin organize olmadan belli bir plan dâhilinde davranılmadan, hiyerarşik bağ içerisinde verilen talimatlara sıkı bir şekilde uymadan yapılamayacağının aşikar olduğu, dolayısıyla sanıkların eylemlerinin iştirak iradesinden de öteye geçerek, örgüt faaliyeti kapsamında, organize ve planlı bir şekilde süreklilik arz ettiği…’
  1. Daha Az Cezayı Gerektiren Nitelikli Hal(TCK 159)
TCK 159’a göre, ‘Dolandırıcılığın, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi halinde, şikâyet üzerine, altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.’
  1. Dolandırıcılık Suçunun Özel Görünüş Biçimleri
  • Objektif olarak kandırabilecek nitelikte bir hilenin varlığına rağmen mağdur aldanmamışsa, suç teşebbüs aşamasında kalmıştır. Zira doğrudan doğruya icrai hareketlere başlanmış ve failin elinde olmayan nedenlerle suç tamamlanamamıştır(TCK 35).
  • Aynı suç işleme kararı kapsamında, failin, aynı kişiyi değişik zamanlarda dolandırmış olması halinde zincirleme suç söz konusu olur(TCK 43/1)
  • Tek bir hileli davranışla birden fazla kişinin malvarlığında zarar meydana gelmesi halinde, TCK 43/2 gereğince aynı nev’iden fikri içtima söz konusu olur. Nitekim bu husus Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin E. 2018/8260, K. 2019/4738 kararında şu şekilde ifade edilmiştir: ‘Katılanların birlikte hareket ederek sanıklarla iletişim kurdukları, sanıkların da beraber gelen katılanlar üzerinde hileli hareketler sergileyerek haksız menfaat temin ettikleri ve bu şekilde tek bir eylemle birden fazla katılana karşı suç işledikleri dikkate alınarak, sanıkların, TCK’nın 157/1 ve 43/2. maddeleri kapsamında zincirleme dolandırıcılık suçun nedeniyle cezalandırılmaları gerektiği gözetilmeden, iki ayrı suçtan hüküm kurularak fazla ceza tayini kanuna aykırıdır.
  • Dolandırıcılık suçunun işlenmesi için belgede sahtecilik suçunun da işlenmiş olması halinde TCK 212 gereğince gerçek içtima hükümleri uygulanarak, hem dolandırıcılık hem de belgede sahtecilik suçundan dolayı fail sorumlu olur.
  • Aynı suç işleme kararı doğrultusunda dolandırıcılık suçunun işlenmesi halinde, iştirak hükümleri uygulama alanı bulur. Örneğin kendisini haç organizasyon görevlisi olarak tanıtmak amacıyla mağdurun evine giden faili dışarıda arabada bekleyip evden çıktığında oradan birlikte uzaklaştıkları bir olayda, Yargıtay etkin bir iş bölümünün varlığından bahisle müşterek failliğin mevcut olduğunu kabul etmiştir(Yargıtay CGK, 31.3.2015, 391/81)
  1. Dolandırıcılık Suçunda Takip
Dolandırıcılık suçunun takibi, basit hali ve nitelikli hallerin varlığı halinde şikâyete bağlı kılınmamıştır. Ancak daha az cezayı gerektiren nitelikli halin varlığı halinde ise, suç şikâyete tabi olacaktır. Önemi nedeniyle belirtmek gerekir ki, dolandırıcılık suçunun basit şekli Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253.maddesinde 6763 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası uzlaşma kapsamına alınmıştır. (Uzlaştırma, Ceza Muhakemesi hukukunda, mağdur ve failin, özgür iradeleriyle kabul etmeleri hâlinde, tarafsız bir üçüncü kişinin yardımıyla, suçtan ortaya çıkan sorunların çözümüne aktif olarak katıldıkları bir süreçtir.)
  • Dolandırıcılık Suçunun Cezası
Suçun basit hali için TCK m.157’de bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası öngörülmüştür. Suçun daha fazla ceza verilmesini gerektiren nitelikli halleri için TCK 158’de üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası öngörülmüştür. Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. Yine TCK 158/3’e göre, ‘Bu madde ile 157’nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır.’
Paylaş: