I. ANLAŞMALI BOŞANMA NEDİR?
Anlaşmalı boşanma, Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesi uyarınca; evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin mahkemeye birlikte başvurması ya da bir eşin açtığı davanın diğeri tarafından kabul edilmesi esasına dayanan bir boşanma türüdür. Bu süreçte hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları (tazminat, nafaka vb.) ile çocukların durumu (velayet, kişisel ilişki) hususunda taraflarca kabul edilen düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/1941 E., 2019/475 K. sayılı kararında vurgulandığı üzere, tarafların ikrarları hâkimi doğrudan bağlamaz; hâkimin denetim yetkisi esastır ve hazırlanan protokol hâkimce onaylanmadıkça hukuki sonuç doğurmaz.
II. Anlaşmalı Boşanmadan Vazgeçme Mümkün müdür?
Anlaşmalı boşanmadan vazgeçmeyi, üç farklı aşama esas alınarak değerlendirmek mümkündür. Boşanma, yenilik doğuran bir dava olduğundan kesinleşmeden nihai sonuca varılmış sayılamaz. Yargıtay yerleşik içtihatlarında da anlaşmalı boşanma yönünde verilen karar kesinleşinceye kadar eşlerin bu yöndeki irade beyanlarından dönmelerini engelleyici yasal bir hüküm bulunmadığı açıkça belirtmektedir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 22.02.2017, 2015/22671 E., 2017/1855 K.). Taraflar, boşanmanın mali sonuçları veya çocukların durumu hakkındaki düzenlemeleri kapsayan iradelerinden her zaman rücu edebilirler.
III. Dava Öncesi Anlaşmalı Boşanmadan Vazgeçme Mümkün müdür?
Kanunca anlaşmalı boşanmanın temeli “eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi” (TMK m. 166/3) olduğu kabul edilmiş olduğundan, dava açılmadan önce anlaşmalı boşanma protokolü eşler tarafından imzalanmış olsa dahi dava açılmadıkça her zaman bu iradeden vazgeçmek mümkündür. Nitekim bu aşamada dava açılmaması, taraflarca anlaşmalı boşanma iradesinden vazgeçme olarak nitelendirilebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2020/6650 E., 2021/700 K. sayılı kararında, irade beyanından dönmeyi engelleyen bir hüküm bulunmadığı vurgulandığından, dava açılmadan önce protokol imzalanmış olsa dahi tarafların dava açmaktan veya protokolü mahkemeye sunmaktan vazgeçebileceği bu genel irade serbestisi çerçevesinde değerlendirilmektedir.
IV. Dava Sırasında Anlaşmalı Boşanmadan Vazgeçme Mümkün müdür?
Dava sırasında vazgeçme en sık karşılaşılan durumdur. Mahkemece anlaşmalı boşanma kararı verilmiş olsa dahi, hüküm kesinleşinceye kadar taraflardan birinin karara karşı kanun yoluna başvurması, “anlaşmalı boşanma yönündeki iradeden vazgeçme” olarak kabul edilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 21.09.2017 tarihli, 2017/3403 E. ve 2017/9924 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, davacı veya davalı taraf, açıkça davadan feragat etmediği sürece, temyiz yoluna başvurarak anlaşmalı boşanma iradesinden dönebilir. Bu durumda mahkeme kararı bozulur ve dava çekişmeli boşanma olarak devam eder.
V. Dava Kesinleştikten Sonra Anlaşmalı Boşanmadan Vazgeçme Mümkün müdür?
Vazgeçme imkânı “hüküm kesinleşinceye kadar” olan süre ile sınırlandırmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 28.03.2011 tarihli, 2010/4780 E. ve 2011/5430 K. sayılı kararında, davacının temyiz aşamasında anlaşmalı boşanmadan feragat ettiğini ima ederek farklı gerekçelerle boşanma1talep etmesine rağmen, mahkemenin anlaşmalı boşanma hükmünü onadığı görülmektedir. Bu durum, karar kesinleştikten sonra irade değişikliğinin hükmü etkilemeyeceğini göstermektedir. Ayrıca yerel mahkeme kararı kesinleştikten sonra, kesin hüküm etkisi ortaya çıkmaktadır. Kesinleşmiş hükümden vazgeçmek, davanın tarafların serbest iradesine bırakılmamıştır.
VI. Anlaşmalı Boşanmadan Vazgeçme Süresi Nedir?
Vazgeçme için belirlenmiş spesifik bir hak düşürücü süre bulunmamakla birlikte, bu hakkın sınırı “hükmün kesinleşmesi” anıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 27.02.2018 tarihli, 2016/12347 E. ve 2018/2564 K. sayılı kararında, “karar kesinleşinceye kadar” eşlerin irade beyanından dönebileceği vurgulanmıştır. Dolayısıyla, yerel mahkemenin karar vermesinden sonraki kanun yolu incelemesi bitene kadar vazgeçme hakkı kullanılabilir.
VII. Anlaşmalı Boşanmada Taraflardan Biri Vazgeçerse Ne Olur?
Taraflardan birinin vazgeçmesi (iradeden rücu etmesi) halinde, anlaşmalı boşanma davası kendiliğinden “çekişmeli boşanma” davasına (TMK m. 166/1-2) dönüşür. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 19.11.2018 tarihli, 2017/6066 E. ve 2018/13024 K. sayılı kararına göre, bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; taraflara iddia ve savunmalarını sunmaları için süre vermek, dilekçelerin karşılıklı verilmesini sağlamak, ön inceleme ve tahkikat aşamalarını usulüne uygun yürüterek delilleri toplamak ve sonucuna göre bir karar vermektir. Anlaşmanın bozulmasıyla, boşanma hükmü bütünüyle geçersiz hale gelir (Yargıtay 2. HD, 15.06.2015, 2015/12415 E., 2015/12523 K.).
VIII. Anlaşmalı Boşanmadan Vazgeçtikten Sonra Yeniden Dava Açılabilir mi?
Anlaşmalı boşanmadan vazgeçilmesi durumunda mevcut davanın çekişmeli olarak devam edeceği kabul edilmektedir (Yargıtay 2. HD, 2016/14194 E., 2018/3719 K.). Eğer davacı davasından tamamen feragat ederse (boşanmaktan vazgeçerse), bu durum davanın reddi sonucunu doğurur (Yargıtay 2. HD, 25.04.2006, 2006/201 E., 2006/6202 K.). Feragat nedeniyle reddedilen bir davadan sonra yeniden dava açılması hususunda herhangi bir engel olmamakla birlikte, mevcut davanın çekişmeliye dönüşerek devam etmesi asıldır.
IX. SONUÇ
Anlaşmalı boşanma, TMK m. 166/3 uyarınca tarafların tam mutabakatı ve hâkim onayı ile gerçekleşen bir süreçtir. Yargıtay içtihatları uyarınca, taraflar hüküm kesinleşinceye kadar herhangi bir aşamada (duruşmada veya kanun yolu aşamasında) anlaşma iradelerinden vazgeçebilirler. Bir tarafın vazgeçmesi veya protokolü istinaf etmesi durumunda, anlaşmalı boşanma hükmü geçersiz kalır ve yargılama TMK m. 166/1-2 kapsamında çekişmeli boşanma usulüne göre devam ettirilir.
Karar kesinleştikten sonra ise kural olarak anlaşma iradesinden dönülmesi mümkün değildir.