Anonim Şirket Yönetim Kurulunun Sorumluluk Şartları
Genel Olarak
Anonim şirket, TTK 124’de ifade edildiği üzere bir sermaye ortaklığıdır. TTK 329 vd. maddelerinde düzenlenmiş sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan ve borçlarından yalnızca şirket malvarlığı ile sorumlu olan anonim şirketin genel kurul ve yönetim kurulu olmak üzere iki önemli organı vardır. Genel kurul şirketin gidişatına yön veren ve geçici olarak görev yapan kurulken, yönetim kurulu daimi olarak şirketin işlevlerini yerine getiren bir kuruldur(TTK 374). Yönetim kurulu aynı zamanda şirketin dış ya da başka bir deyişle temsil organıdır(TTK 365). Yönetim kurulu şirket esas sözleşmesi veya genel kurul kararıyla seçilen bir veya birden fazla kişiden oluşur. Yönetim kurulu yönetim yetkisini, ortaklık ana sözleşmesinde hüküm olması koşuluyla bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye bırakabilir(TTK 367). Görev ve yetkiler bir yönetim kurulu üyesine devredilirse bunlara murahhas üye, yönetim kurulu üyesi olmayan kişiye devredilirse bunlara murahhas müdür denir. Yönetim kurulu esas sözleşme veya kanundan doğan görevlerini özenle yerine getirmekle mükelleftirler(TTK 369). Görevlerinin karşılığı olarak mali haklara(TTK394) sahip olmalarının yanında, görevleri dolayısıyla bir zarar ortaya çıkmışsa bundan da sorumludurlar(TTK 549 vd.).
- Yönetim Kurulunun Hukuki Sorumluluğunun Şartları
Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin TTK m. 553/1’e göre, ‘Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar’
Sorumluluk bakımından murahhas müdür de murahhas üye olan yönetim kurulu üyesi ile aynı kurallara tabidir.
Yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğu esasında bir tazminat sorumluluğudur. Ticari bir dava olması sebebiyle TTK 5/A gereğince dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerekmektedir. Arabulucuya başvurulmuş olması bir dava şartıdır.
Yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğunun koşullarını şöyle sıralayabiliriz:
- Yönetim kurulunun kanundan veya ortaklık esas sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinin ihlal edilmiş olması gerekmektedir. Örneğin özen yükümlülüğüne aykırı davranışlar(TTK 369) bu kapsamdadır.
- Kanun maddesinde de açıkça ifade edildiği gibi, yönetim kurulu üyeleri ancak kusurları ile ortaya çıkan zararlardan sorumludurlar. Yani yönetim kurulu üyeleri için kusursuz bir sorumluluk öngörülmüş değildir. Kusurun hafif ihmal, ağır ihmal veya kast şeklinde olması mümkündür.
‘Hukuk davasında kasıt aranması gerekmeyip, tedbirsizlik ve buna benzer hafif kusur halindeki sorumluluk bahse konu olacağından, mahkemece hukuk davası içinde ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırılmak ve dava konusu 700 adet hamiline yazılı hisse senedinin satıldığı tarihte nominal değeri ile piyasa değeri göz önünde tutularak davacı şirkete bir zarar iras edilip edilmediğini saptamak ve sonuca göre karar vermek gerekir.’(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 5424, K. 11589)
- Yönetim kurulu üyelerinin yükümlülüklerine aykırı davranışları sonucunda bir zarar meydana gelmelidir. Zarar, doğrudan ortakların ve ortaklık alacaklılarının malvarlığında meydana gelebileceği gibi; doğrudan şirket malvarlığında da meydana gelebilir. Son durumda ortaklar ve ortaklık alacaklıları da aslında dolaylı bir zarara uğramaktadır.
‘Anonim şirketin yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamaz iseler de şirket alacaklıları, yönetim kurulu üyelerinin kusurlu yönetimi nedeniyle doğrudan doğruya zarara uğramaları durumunda, yönetim kurulu üyeleri aleyhine, hükmedilecek tazminatın kendilerine verilmesi suretiyle sorumluluk davası açabilirler. Bu halde yönetim kurulu üyeleri ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olmadıklarını ispat etmedikçe müteselsilen sorumlu olurlar.’(Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E. 2011/1593, K. 2011/7755)
- Yönetim kurulu üyelerinin davranışları meydana gelen zararın uygun illiyeti kapsamında olmalıdır.
- Yönetim Kurulunun Sorumluluğunu Gerektiren Haller
Yönetim kurulunun sorumluluğu bakımından TTK 369’da düzenlenen özen yükümlüğüne aykırı davranış temel bir norm olarak her zaman göz önünde bulundurulmalıdır. Özen yükümlülüğüne aykırı davranışların neler olabileceği ise her somut davada ayrıca inceleme yapılmasını gerektirmektedir. Ancak örnek vermek gerekirse, ortaklığın borca batıklığının tespiti üzerine asliye ticaret mahkemesinde iflas isteminde bulunulmaması, defter tutulmaması gibi haller özen yükümlülüğünün ihlalidir. Ayrıca yönetim kurulunun iş yılına ait bilançoyu tanzim etmek, yıllık rapor tanzimi gibi görevlerini ihlal etmesi sonucunda bir zarar meydana gelmişse yine sorumluluk gündeme gelebilir.
Ancak genel bir sorumluluğun yanında yönetim kurulunun sorumluluğunu gerektiren hallere TTK 549 vd. özel olarak da yer verilmiştir. Bunlar; belgelerin ve beyanların kanuna aykırı olması(TTK 549), sermaye hakkında yanlış beyanlar ve ödeme yetersizliğinin bilinmesi(TTK 550), değer biçilmesinde yolsuzluk(TTK 551), halktan para toplamak(TTK 552) şeklindedir.
- Belgelerin ve beyanların kanuna aykırı olması(TTK 549): ‘Şirketin kuruluşu, sermayesinin artırılması ve azaltılması ile birleşme, bölünme, tür değiştirme ve menkul kıymet çıkarma gibi işlemlerle ilgili belgelerin, izahnamelerin, taahhütlerin, beyanların ve garantilerin yanlış, hileli, sahte, gerçeğe aykırı olmasından, gerçeğin saklanmış bulunmasından ve diğer kanuna aykırılıklardan doğan zararlardan, belgeleri düzenleyenler veya beyanları yapanlar ile kusurlarının varlığı hâlinde bunlara katılanlar sorumludur.’
Söz konusu düzenleme hem hukuki hem de cezai sorumluluğu gerektirmektedir. Zararın doğması üzerine açılacak tazminat davasına ilişkin esaslar yukarıda ifade edilmiştir. Ancak bu madde kapsamında düzenleyenler için kusursuz, katılanlar için ise kusur sorumluluğu öngörülmüştür. Ayrıca düzenleyen, beyan eden ve katılanlar birden fazla kişi olduğundan müteselsil sorumluluğun söz konusu olduğu kabul edilmelidir. Cezai sorumluluk ise TTK 562/8’ de, bu maddede belirtilen belgeleri sahte olarak düzenleyenler ile ticari defterlere kasıtlı olarak gerçeğe aykırı kayıt yapanlar bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Sermaye hakkında yanlış beyanlar ve ödeme yetersizliğinin bilinmesi(TTK 550): ‘Sermaye tamamıyla taahhüt olunmamış veya karşılığı kanun veya esas sözleşme hükümleri gereğince ödenmemişken, taahhüt edilmiş veya ödenmiş gibi gösterenler ile kusurlu olmaları şartıyla, şirket yetkilileri, bu payları üstlenmiş kabul edilirler ve payların karşılıkları ile zararı faiziyle birlikte müteselsilen öderler.
(2) Sermaye taahhüdünde bulunanların ödeme yeterliliğinin bulunmadığını bilen ve buna onay verenler, söz konusu borcun ödenmemesinden doğan zarardan sorumludurlar.’
Böyle bir sorumluluk çeşidi öngörülmesinin sebebi anonim şirketin sermaye şirketi olması ve ancak şirket mal varlığı ile borçlularına karşı sorumlu olmasıdır. Zira sermayenin sorunlu olmasına göz yuman kişiler, şirketin bundan zarar görmesine neden olabilmektedir.
Tazminat sorumluluğunun yanında TTK 532/9’da, bu maddeye aykırı hareket edenler için üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmüştür.
- Değer biçilmesinde yolsuzluk(TTK 551): ‘Ayni sermayenin veya devralınacak işletme ile ayınların değerlemesinde emsaline oranla yüksek fiyat biçenler, işletme ve aynın niteliğini veya durumunu farklı gösterenler ya da başka bir şekilde yolsuzluk yapanlar, bundan doğan zarardan sorumludur.’
Yine tazminat sorumluluğunun yanı sıra TTK 562/10, bu maddeye aykırı hareket edenler için doksan günden az olmamak üzere adli para cezası öngörmektedir.
- Halktan para toplamak(TTK 552): ‘Sermaye Piyasası Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bir şirket kurmak veya şirketin sermayesini artırmak amacıyla yahut vaadiyle halka her türlü yoldan çağrıda bulunularak para toplanması yasaktır.’
6102 sayılı kanun hükümleri gereğince bir anonim şirket kurmak veya şirketin sermayesini artırmak amacı veya vaadiyle halktan para toplanabilmesi için Sermaye Piyasası Kurulu’ndan izin alınmalıdır. Bu izin alınmadan çağrıda bulunarak para toplamaya yönelik girişimlerde bulunmak ve parayı toplamak bu madde kapsamındadır. Örneğin, el ilanları dağıtılması, ilan verilmesi, başvuruda bulunulmasının istenmesi gibi haller sorumluluğu gerektirir.
Bu maddeye aykırı hareket edenler TTK 562/11’e göre altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Tazminat sorumluluğu için kusur şartı aranmış değildir.
- Dava Açılması, Zamanaşımı ve Yetkili Mahkeme
Anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu gerektiren bir durumun tespiti halinde, yönetim kurulu üyelerinin tümü aleyhine sorumluluk davası açılabilir. Bu sonuca TTK 557/2’den ulaşmak mümkündür. Ancak uygulamada kabul edildiği üzere, sorumluluk davası açılabilmesi için genel kurulun bu yönde bir karar alması gerekmektedir. Bu husus İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nin E. 2018/111, K. 2018/630 sayılı kararında da ifade edilmiştir.
‘Sorumluluk davasının açılabilmesi için, bu yönde alınmış bir ortaklar kurulu kararı bulunması gerekmekte olup, bu husus dava şartıdır. Bu nedenle, davaya konu olayda sorumluluk davası açılması için alınmış bir genel kurulu kararı bulunup bulunmadığı hususunun araştırılması, bulunmaması halinde bu hususun yargılama sırasında tamamlanabileceği gözetilerek, genel kurul tarafından bu yönde bir karar alınması için davacı tarafa mehil ve gerektiğinde kesin mehil verildikten sonra sonucuna göre bir hüküm tesisi gerekir.’
Arabulucuya başvurulmasından önce genel kurulun karar almış olması da dava şartı olarak kabul edilmektedir. Ancak görüldüğü üzere tamamlanabilir bir dava şartıdır.
Sorumlulara karşı tazminat davası açma hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her halde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yılda zamanaşımına uğrar. Fiil cezai sorumluluğu gerektiriyorsa, daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olması koşuluyla tazminat davası için de uzun zamanaşımı süresi geçerlidir. (TTK 560)
Sorumlular aleyhine şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde dava açılabilir(TTK 561). Kanuni düzenleme seçimlik bir yetki öngörmektedir.
‘Dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 553. maddesi hükmü uyarınca şirket alacaklısı olan davacı şirketin, dava dışı borçlu şirket yöneticisine karşı açtığı sorumluluk davasıdır. Bu davalarda, T.T.K.nın 561. maddesine göre şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesi de yetkili ise de,anılan maddede “… dava açılabilir” denmekte olup, bu da düzenlenen yetkinin kesin yetki olmadığını göstermektedir. Burada, seçimlik yetki sözkonusudur. Mahkemece açıklanan bu hususlar gözden kaçırılarak yetki kuralının kesin yetki olduğundan bahisle yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır.’(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2013/11633, K. 2013/16010)