Dolandırıcılık Suçu(TCK 157-158-159)
- Genel Olarak
- Dolandırıcılık Suçunun Oluşma Koşulları
- Failin hileli bir davranışının bulunması ve bu hileli davranışın ise icrai bir hareketten ileri gelmesi gerekir. Yeni TCK hilenin belli bir ağırlığa ulaşmasını aramamıştır. Ancak eski Ceza Kanunu zamanında yerleşik hale gelen, hilenin belli bir ağırlığa ulaşmış olması koşulunun Yargıtay tarafından Yeni TCK döneminde de arandığı görülmektedir. Belli bir ağırlığa ulaşmayan yani aldatma kabiliyeti bulunmayan hileli davranışların varlığı halinde işlenemez suç söz konusudur. Bu husus Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin E. 2017/35824, K. 2019/7348 sayılı kararında şu şekilde ifade edilmiştir: ‘Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.’
- Failin hileli davranışları sonucunda mağdurun aldatılmış olması gerekir. Yani nedensellik bağlantısının bulunması gerekir. Eğer failin dışa yansıyan bir hilesi olmasaydı mağdurun malvarlığında bir zarar meydana gelmeyecek idiyse, nedensellik bağlantısının varlığından söz edilir.
- Failin hileli davranışları sebebiyle mağdurun malvarlığında bir zarar meydana gelmedir. Malvarlığında zarara uğrayabilecek değerler, hukuk düzenin koruması altındaki ekonomik değerlerin tümünü ifade eder. Zarar, malvarlığında meydana gelen bir azalmayı ifade etmektedir. Bu malvarlığının aktifinin azalması şeklinde olabileceği gibi, malvarlığının pasifinin artması şeklinde de olabilir.
- Mağdurun malvarlığında meydana gelen zarardan dolayı fail bir yarar sağlamış olmalıdır. Ancak yararı bizzat suçun icra hareketlerini gerçekleştiren failin elde etmiş olması gerekmez. Yararın başkası tarafından elde edilmiş olması halinde de suç oluşur. Fakat Yargıtay Ceza Genel Kurulu 17.03.1998, 6/29-99 sayılı kararında mağdurun malvarlığında azalma meydana gelmiş ancak failin malvarlığında bir artma meydana gelmemiş olması halinde suçun tamamlandığını kabul etmiştir. Suçun netice unsurlarının mağdurun malvarlığında azalma, failin malvarlığında artma olduğu göz önünde bulundurulursa bu karara katılmak mümkün değildir. Yani bu durumda teşebbüs aşamasında kalan bir suçun var varlığının kabulü gerekir.
- Dolandırıcılık Suçunda Cezanın Artırılmasını Gerektiren Nitelikli Haller
- Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi
- Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle işlenmesi
- Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle işlenmesi
- Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi
- Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak işlenmesi
- Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi
- Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmesi
- Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında işlenmesi
- Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle işlenmesi
- Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle işlenmesi
- Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi
- Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak işlenmesi
- Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi
- Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmesi
- Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında işlenmesi
- Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi
- Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla işlenmesi
- Sigorta bedelini almak maksadıyla işlenmesi
- Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle işlenmesi
- Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak işlenmesi(TCK 158/2)
- Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi(158/3)
- Daha Az Cezayı Gerektiren Nitelikli Hal(TCK 159)
- Dolandırıcılık Suçunun Özel Görünüş Biçimleri
- Objektif olarak kandırabilecek nitelikte bir hilenin varlığına rağmen mağdur aldanmamışsa, suç teşebbüs aşamasında kalmıştır. Zira doğrudan doğruya icrai hareketlere başlanmış ve failin elinde olmayan nedenlerle suç tamamlanamamıştır(TCK 35).
- Aynı suç işleme kararı kapsamında, failin, aynı kişiyi değişik zamanlarda dolandırmış olması halinde zincirleme suç söz konusu olur(TCK 43/1)
- Tek bir hileli davranışla birden fazla kişinin malvarlığında zarar meydana gelmesi halinde, TCK 43/2 gereğince aynı nev’iden fikri içtima söz konusu olur. Nitekim bu husus Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin E. 2018/8260, K. 2019/4738 kararında şu şekilde ifade edilmiştir: ‘Katılanların birlikte hareket ederek sanıklarla iletişim kurdukları, sanıkların da beraber gelen katılanlar üzerinde hileli hareketler sergileyerek haksız menfaat temin ettikleri ve bu şekilde tek bir eylemle birden fazla katılana karşı suç işledikleri dikkate alınarak, sanıkların, TCK’nın 157/1 ve 43/2. maddeleri kapsamında zincirleme dolandırıcılık suçun nedeniyle cezalandırılmaları gerektiği gözetilmeden, iki ayrı suçtan hüküm kurularak fazla ceza tayini kanuna aykırıdır.’
- Dolandırıcılık suçunun işlenmesi için belgede sahtecilik suçunun da işlenmiş olması halinde TCK 212 gereğince gerçek içtima hükümleri uygulanarak, hem dolandırıcılık hem de belgede sahtecilik suçundan dolayı fail sorumlu olur.
- Aynı suç işleme kararı doğrultusunda dolandırıcılık suçunun işlenmesi halinde, iştirak hükümleri uygulama alanı bulur. Örneğin kendisini haç organizasyon görevlisi olarak tanıtmak amacıyla mağdurun evine giden faili dışarıda arabada bekleyip evden çıktığında oradan birlikte uzaklaştıkları bir olayda, Yargıtay etkin bir iş bölümünün varlığından bahisle müşterek failliğin mevcut olduğunu kabul etmiştir(Yargıtay CGK, 31.3.2015, 391/81)
- Dolandırıcılık Suçunda Takip
- Dolandırıcılık Suçunun Cezası