Skip to main content

Yoldaş Hukuk

Hakaret Suçu

  1. Genel Olarak
Hakaret suçu, TCK’nın şerefe karşı suçlar başlıklı sekizinci bölümünün 125. maddesinde düzenlenmiştir. Sistematik olarak kanundaki yeri de göz önünde bulundurulduğunda kişinin onur, şeref ve saygınlığının korunması amacına hizmet ettiği görülmektedir. Nitekim bu suç kişinin hem kendi hem de üçüncü kişiler nezdinde değerini korumaktadır. Hakaret olarak nitelendirilebilecek içeriklerin isnat edilmiş olması ile suç tamamlanmaktadır. Yani sırf hareket suçudur. Ayrıca suçun oluşması için hakarete uğrayan mağdurun bir zarara uğramış olmasını aramaya da gerek olmadığından tehlike suçu olarak karşımıza çıkar. Hakaret suçunun faili ve mağduru bakımından herhangi bir özgüleme yapılmadığı görülmektedir. Ancak mağdurun kamu görevlisi olması ve görevinden dolayı kendisine hakaret edilmesine nitelikli hal olarak yer verilmiştir. TCK hakaret suçunu failin mağdurla temasının olup olmaması bakımından ikili bir ayrım yaparak düzenlemiştir. Eğer mağdur hakareti doğrudan öğrenebilecek durumda değilse gıyapta hakaretten söz edilir. Ancak gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için failin bu hakaretini en az üç kişinin öğrenmiş olması gerekmektedir. ‘Sanığın müştekiye karşı kahvehanede gerçekleştirdiği yoklukta hakaret eyleminin, yalnızca iki tanık tarafından doğrulanması karşısında, olay yerinde olduğu anlaşılan diğer tanığın mahkemeye çağrılıp dinlenmeden ve suçun üç kişiyle ihtilat öğesinin ne suretle oluştuğu açıklanıp gösterilmeden mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırıdır.’ (Yargıtay 4. Ceza Dairesi E. 2010/14517, K. 2012/14353) Ayrıca hakaret içerikli beyanlarda doğrudan mağdurun adının yer alması da gerekmemektedir. Zira TCK 126 ile mağdurun şahsında duraksama olmadığı hallerde isim açıklanmış gibi suçun oluştuğu kabul edilmiştir. Teknolojinin ilerlemesi ile birlikte hayatımızda önemli bir yer edinen sosyal medya hesapları da hakaret suçuna aracı olabilmektedir. Sınırsız bir erişim imkanı sunan sosyal medya hesaplarında yapılan hakaret çoğu zaman suçun aleni olması demektir. Bu ise hakaret suçunun nitelikli hali anlamına gelmektedir. ‘Yazının yayınlandığı internet üzerinden paylaşım sağlayan sosyal ağ, kişi kendisi sınırlandırmadıkça internet kullanıcıları tarafından yazıların herkesçe görülebilmesine ve okunabilmesine imkan vermektedirMüştekiler de sanığın takipçisi olmadıkları halde yazdığı yazıları öğrenip şikayette bulunduklarına göre, sosyal medya üzerinden yapılan yayınların aleni olduğunda bir kuşku bulunmamaktadır.’(Yargıtay 8. Ceza Dairesi E. 2019/10194, K. 2019/11813)
  1. Hakaret Suçunun Oluşma Koşulları
Bir suçun işlendiğinden söz edebilmek için Kanun’da yer alan tanıma uygun hareketlerin yapılması ve eğer varsa neticelerin gerçekleşmesi gerekmektedir. Buna tipiklik denmektedir. Hakaret suçunun tipikliğinden bahsedebilmek için şu unsurların varlığı gerekmektedir:
  • Başkasının onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etme ya da sövmenin olması gerekir. Nitekim bu husus eleştiri hakkının da önemine vurgu yaparak Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin E. 2015/21222, K. 2017/1815 sayılı kararında şu cümlelerle ifade edilmiştir: ‘Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir.’
Onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte hakaretin bulunması suçun oluşması için yeterlidir. Ayrıca bir de mağdurun onur, şeref ve saygınlığının gerçekten rencide olup olmadığının araştırılması gerekmez. ‘Hakaret suçunda; özel bir kastın varlığının gerekli olmadığı, katılanların şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı ile diğer fertler nezdindeki saygınlığını rencide edebilecek nitelikteki sözlerin bilerek ve istenerek söylenmesinin suçun oluşması için yeterli olduğu dikkate alınmalıdır. Sanığın duruşma tutanağına da yansıyan “keşke maymundan gelselerdi” biçimindeki sözlerinin, katılanların toplum içindeki itibarı ile diğer fertler nezdindeki saygınlığını rencide edici, şeref ve haysiyetlerine yönelik küçük düşürücü sözler olduğu, suçun unsurlarının oluştuğu kabul edilmelidir.’ (Yargıtay 2. Ceza Dairesi E. 2011/24094, K. 2013/3387) Hakaret somut bir fiil veya olgu ya da sövme şeklinde gerçekleşmelidir. Sen hırsızsın denmesi bir sövme iken seni dün Ahmet’in evinden altın kolyeyi çalarken gördüm denmesi somut bir olgu isnadıdır. Somutluk ölçütü değerlendirilirken isnat edilen fiil veya olgunun yer, zaman ve kişi bakımından tamamlayıcı unsurlarına yer verilip verilmediği de incelenmelidir. Sövme ise; küfür etmek, yüzüne tükürmek şeklinde olabilir. ‘Sanığın, katılan Başbakan … hakkında sarf edilen ‘Başbakan bizim hâlimizi bilmez, Başbakan kim kardeşim, Başbakan kukladır kukla, onun ile bunun ile masaya oturur, pazarlık yapar bizim hâlimizi sormaz’ şeklindeki sözlerin hakaret suçunu oluşturduğu sanığın Türkiye Cumhuriyeti Başbakanını ‘Kukladır, kukla’ şeklinde sıfat yükleyerek, Türk Dil Kurumu sözlüğündeki anlamı itibarıyla, ‘başkasının etkisinde olan, başkasının isteklerine göre davranan kimse’ ya da başkalarının oyuncağı olmuş kendi kişiliğiyle hakaret edemeyen anlamında kullanılmaktadır. Bu itibarla sanığın sarf ettiği sözlerin Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olan katılan …’ı şeref ve itibarını incitici nitelikte olup küçük düşürücü değer yargıları taşıdığı ve sözlerin bir bütün olarak değerlendirildiğinde, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanını toplum nezdinde küçük düşürücü, onur ve saygınlığını zedeleyici nitelikte olduğu ve eleştiri sınırını aşan bir boyutta olduğu ve ifade özgürlüğü ile kişilik haklarına yönelik tecavüz arasındaki makul dengenin gözetildiğinde, sanığın eyleminin hakaret suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir…’(Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2018/18-9, K. 2020/142)    İsnat edilen bu fiil veya olgunun gerçek olup olmaması suçun oluşması bakımından önem arz etmez. Ancak TCK 127’nin isnadın ispatına imkân tanıdığı hallerde gerçeklik önem kazanmaktadır.
  • Suçun huzurda veya gıyapta işlenmiş olması gerekir.
Failin dışa yansıyan hareketleri söz konusu olmadıkça suçun varlığından da söz edilemez. O yüzden hakaret suçunun işlendiğinin kabulü için huzurda veya gıyapta olacak şekilde hakaret eylemi gerçekleştirilmelidir. Huzurda hakaret, mağdurun hakareti herhangi bir aracıya gerek olmaksızın öğrenebildiği hallerde söz konusu olur. Bu failin mağdur ile yüz yüze olması anlamına gelmemektedir. Nitekim TCK 125/2 ‘sesli, yazılı veya görüntülü iletiyi’ de huzurla eş değer kabul etmiştir. Yani failin mağdurun yüzüne karşı sen haysiyetsiz bir yaşam sürüyorsun demesi ile ona bu cümleleri sesli mesajla, maille veya video kayıtla iletmesi de huzurda hakarettir. Gıyapta hakaret ise, mağdurun hakareti doğrudan öğrenmediği ancak en az üç kişinin bunu öğrenmiş olması anlamına gelmektedir. ‘Hakaret eylemi cep telefonu ile mesaj yazarak işlendiğine göre, 5237 sayılı yasa’nm 125/2. maddesindeki suçu oluşturduğu gözetilmelidir.’(Yargıtay 3. Ceza Dairesi E. 2007/13880, K. 2008/3381)
  • Hakaret Suçunun Sosyal Medya Aracılığıyla İşlenmesi
Sosyal medya hesapları günümüzün vazgeçilmez birer parçası haline gelmiştir. Bireylere bilgi edinme, haber alma gibi imkânlar sunmasının yanında onların birbirleriyle veya toplumla içerik paylaşmasını da sağlamaktadır. Örneğin bugün herhangi bir sosyal medya hesabında bir fotoğraf paylaşıldığında, gizlilik açısından sınırlama konmamışsa tüm dünyanın buna erişimi mümkündür. ‘Olayda; iddianamede sanığın, sosyal medya ortamında yayınlanan resim altına hakaret içeren yorum yapmak sureti ile itham olunduğu suçu işlediğinin iddia edildiği, mahkemece de eylemin bu şekilde kabul edildiğinin anlaşıldığı, ancak sanığın katılanlara, aynı anda ve tek bir fiille hakarette bulunması şeklinde gerçekleşen eylemi nedeniyle, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekirken, her bir katılan için ayrı ayrı ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğundan kararın bozulması gerekir.’(Yargıtay 18. Ceza Dairesi E. 2019/2368, K. 2019/10146) İşte böyle bir ortamda hakaret niteliğinde bir ifadede bulunulmuş olması çoğu zaman aleniyet unsurunun var olduğunu göstermektedir. Ayrıca ‘sesli, yazılı ve görüntülü ileti’ huzura eş kabul edildiğinden bir sosyal medya hesabında edilen hakaret huzurda işlenmiş hakaret suçuna vücut verir. Örneğin 1.000 takipçisi olan bir X kullanıcısının ‘A.Y. dün sokak ortasında üç kişiye sarkıntılık etti, vay …’ şeklinde bir paylaşımda bulunması, eylemin en az 1.000 takipçi tarafından öğrenilme imkânı ifade etmektedir. Nitekim aleniyet unsuru bakımından belirsiz sayıda kişinin hakaret içerikli ögeyi öğrenmesine olanak sağlanması yeterlidir. Bu durumda yazılı bir ileti ile gerçekleştirilen eylem aynı zamanda suçun huzurda işlendiği anlamına da gelmektedir. Yani ayrıca ihtilat unsurunun araştırılmasına gerek yoktur. Zaten mağdurun da doğrudan hakareti öğrenebilme imkânının yaratılmış olması gıyapta hakaret incelemesi yapılmasının önüne geçer. ‘Dosya kapsamına göre müştekinin şikayet dilekçesinde şüphelinin twitter isimli sosyal medya hesabında @… kullanıcı adıyla kayıtlı olduğunu ve kendisine karşı önceden de aynı şekilde sosyal medyadan hakarette bulunması sebebiyle şikayetçi olduğundan aralarında husumet bulunduğunu, bu duruma rağmen şüphelinin değişik tarihlerde başka kullanıcılar tarafından paylaşılan ve şahsına yönelik hakaret içeren paylaşımları retweet etmek suretiyle sayfasında paylaşarak hakaret ettiğini…suça konu paylaşımların müştekiye hitaben yazılmış “pislik, namert, edepsiz, yalancı, silah kaçakçısı, çirkef, imansız, izzetsiz, rüşvetçi, salyasını akıtan, şerefsiz..” şeklinde hakaret sayılabilecek sözler içeren paylaşımlar olması…’(Yargıtay 18. Ceza Dairesi E. 2018/ 7790, K. 2019/1445) Hakaret suçunun alenen işlenmesi, daha fazla ceza verilmesini gerektiren nitelikli haldir(TCK 125/4).
  1. Hakaret Suçunun Takibi ve Cezası
Hakaret suçunun basit ve suçun kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi hali dışındaki nitelikli hallerinin soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete tabidir. Ayrıca hakaret suçu uzlaştırma kapsamındadır. ‘Hakaret suçunda; soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlardan olması ve yakınan tarafından dilekçeyle şikayetten vazgeçtiğini bildirmesi karşısında, şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sanıktan sorularak, sonucuna göre kamu davasının düşürülmesine karar verilip verilmeyeceği hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması gerekir.’(Yargıtay 2. Ceza Dairesi E. 2010/37934, K. 2012/42595) Hakaret suçunun basit hali üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılırken, suçun alenen işlenmesi halinde verilecek ceza altıda bir oranında artırılır.
  1. Sosyal Medya Aracılığıyla Cumhurbaşkanına Hakaret
Cumhurbaşkanına hakaret başlıklı TCK 299’a göre, ‘(1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/35 md.) Suçun alenen işlenmesi hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır. (3) Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.’ TCK 299’da düzenlenen cumhurbaşkanına hakaret suçu,  Cumhurbaşkanına hakaret suçu, kişilere ve şerefe karşı suçlar içerisinde değil Devlete karşı işlenmiş suçlar bölümünde düzenlenerek Devleti temsil eden Cumhurbaşkanlığı makamının saygınlığının korunmasını amaçlamıştır. Birçok yargı kararında da görüldüğü gibi bugün hakaret suçu büyük çoğunlukla sosyal medya hesapları üzerinden cumhurbaşkanına karşı işlenmektedir. Buna ilişkin birkaç karara aşağıda yer verilmiştir. ‘Sanık suçu kişilere açık erişimi bulunan Facebook hesabı üzerinden yaptığından, TCK Madde 299/3’de düzenlenen aleniyet şartını taşıdığı anlaşılmış, kısa kararda 1/6 artırım yapılması gerekirken 1/2 artırım yapıldığı anlaşılmıştır.’(Yargıtay 16. Ceza Dairesi E. 2020/542, K. 2020/1437) ‘Cumhurbaşkanına izafeten söylenen sözün veya bulunulan davranışın Cumhurbaşkanını küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, toplumda hakim olan telakkileri, örf ve adetleri gözönünde bulundurmak gerektiği, hakaret suçunun Cumhurbaşkanını muhattap alınarak huzurda ve gıyabında söz, yazı veya işaretlerle, mektup, telgraf, telefon ve benzeri araçlarla sesli, yazılı veya görüntülü mesajlarla ya da basın ve yayın yoluyla gerçekleştirilebileceği, somut olayda sanığın sosyal medya üzerinden yapmış olduğu paylaşım yorumu mağdurların onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, eleştiri niteliğinde kaldığı, aksi düşüncenin suçla korunmak istenen değeri ölçüsüz bir şekilde genişletmek ve ifade özgürlüğünü ön plana çıkaran Evrensel Hukuk düşüncesiyle bağdaşmayan bir yorum anlamına gelebileceği…’(Yargıtay 16. Ceza Dairesi E. 2019/6270, K. 2019/6793)
Paylaş: