Yoldaş Hukuk

Saklı Pay ve Tenkis

  1. Genel Olarak
Miras hukukunda yasal mirasçılardan bazılarının miras bırakan ile arasında sıkı bir ailevi ilişkinin bulunduğu varsayımına dayanarak, miras bırakanın mülkiyet hakkının uzantısını ve serbestisini oluşturan ölüme bağlı tasarrufta bulunma iradesinin önünde kanundan doğan bir kısıtlama olarak saklı pay kurumuna yer verilmiştir. Söz konusu saklı payın korunmasını güvence altına almak içinde tenkis davası açma imkânı tanınmıştır.
  1. Saklı Pay ve Saklı Paylı Mirasçılar
Türk Medeni Kanunu’nun 505. madde vd.’nda yer alan düzenlemeler bize kimlerin saklı paylı mirasçı olduğunu ve bunların miras paylarından ne kadarının dokunulamaz olduğunu söylemektedir. TMK m. 505’e göre saklı paylı mirasçılar şunlardır:
  • Miras bırakanın alt soyu
  • Miras bırakanın ana ve babası
  • Miras bırakanın sağ kalan eşi
Miras bırakanın ölümü anında söz konusu kişilerin mirasçılık sıfatını kazanmış olmaları durumunda(miras bırakanın ölümü anında yaşıyor olmak ve mirasçı olmaya engel durumların olmaması) miras bırakan; alt soyunun, ana ve babasının ve de eşinin saklı payına riayet etmek zorundadır. Miras bırakan ancak saklı paylar dışında kalan malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunabilir. Nitekim benzer şekilde TMK 505/2’de de saklı paylı mirasçılardan hiçbirinin bulunmaması halinde miras bırakanın mirasının tamamında tasarrufta bulunabileceği ifade edilmiştir.
  • Saklı Paylı Mirasçı Sıfatına Sahip Olan Kişilerin Saklı Pay Oranları
Saklı paylı mirasçıların miras paylarından ne kadarlık bir kısmının dokunulmaz olduğunu TMK 506 hükmü düzenlemektedir. TMK 506’ya göre, ‘Saklı pay aşağıdaki oranlardan ibarettir:
  1. Altsoy için yasal miras payının yarısı,
  2. Ana ve babadan her biri için yasal miras payının dörtte biri,
  3. (Mülga: 4/5/2007-5650/2 md.)
  4. Sağ kalan eş için, altsoy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması hâlinde yasal miras payının tamamı, diğer hâllerde yasal miras payının dörtte üçü.
Bu hususu bir örnekle somutlaştırmakta fayda vardır. Örneğin miras bırakan M öldüğünde geride 3 tane çocuğu, annesi ve eşi hayattadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki miras bırakanın birinci zümre mirasçıları yani alt soyunun mevcudiyeti ikinci zümre mirasçısı olan miras bırakanın annesinin mirasçı olmasına engel olur. O halde birinci zümre ile mirasçı olduğu için sağ kalan eşin yasal miras payı 1/4 saklı payı ise miras payının tamamı yani 4/16(1/4)’dır. Ç1, Ç2 ve Ç3’ün yasal miras payları 1/4, her birinin saklı payları ise 1/8’dir.
  1. Saklı Payların İradi Mirasçılık İle İlişkisi ve Tasarruf Edilebilir Kısım
Miras bırakan hayattayken kendi arzusu ile mirasçı atayabileceği gibi bir kimseyi vasiyet alacaklısı da tayin edebilir. İradi mirasçılık olarak adlandırılan bu durumların önündeki sınırlamalardan biri yasanın koruduğu saklı paylı mirasçıların miras haklarını elde etmelerinin engellenememesidir. TMK 505’den de anlaşılacağı üzere miras bırakan ancak saklı payların dışında kalan tereke üzerinde tasarruf edebilir, ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir. İşte miras bırakanın terekesinin tasarruf edilebilir kısmı, terekeden saklı paylar toplamının çıkarılması ile elde edilen değerdir. Örneğin miras bırakanın tek mirasçıları eşi ve annesi olsun. Eşin yasal miras payı 1/2, saklı payı ise bunun tamamı yani yine 1/2’dir. Miras bırakanın annesinin yasal miras payı 1/2, saklı payı ise 1/8’dir. Saklı paylar toplamı 5/8, terekenin tasarruf edilebilir kısmı ise 3/8’dir. Miras bırakan ölüme bağlı tasarrufta bulunmak suretiyle terekesinin 3/8’lik kısmı üzerinde söz söyleyebilir. Ancak miras bırakanın tasarruf edilebilir kısmı aşıp aşmadığının tespiti için terekeden bazı değerlerin çıkarılması ve bazı değerlerin de terekeye eklenmesi gerekmektedir. ‘Tenkis davalarında tereke mevcudunun ( temlik içi-temlik dışı )mahkemece resen araştırılması zorunludur. Davaya konu ve murisin adına olan tüm terekenin ( temlik içi-temlik dışı )murisin ölüm tarihi itibariyle değerinin tespiti; gerek sabit tenkis oranının hesaplanması, gerekse ihlal edilen mahfuz hissenin belirlenmesi için zorunludur.’(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2003/5672 ,K. 2003/8996)
  • Terekeden Çıkarılması Gereken Değerler(TMK 507/2)
  • Miras bırakanın borçları
  • Cenaze giderleri
  • Terekenin mühürlenmesi ve yazımı giderleri
  • Miras bırakan ile birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan kimselerin üç aylık geçim giderleri
Yukarıda yer alan değerlerin terekeden çıkarılması sonucunda tespit edilen terekeye net tereke denir.
  • Terekeye Eklenmesi Gereken Değerler
  • Miras bırakanın sağlar arası ivazsız kazandırmalarından denkleştirmeye tabi olanlar(TMK 669)
  • Miras bırakanın sağlar arası ivazsız kazandırmalarından tenkise tabi olanlar(TMK 508)(TMK 565)
  • Miras bırakanın, mirasçılık sıfatını kaybeden yasal mirasçıya miras payına mahsuben yapmış olduğu sağlar arası kazandırmalar, geri verilmemek kaydıyla altsoyuna malvarlığı devri veya borçtan kurtarma yoluyla yaptığı kazandırmalar ya da alışılmışın dışında verilen çeyiz ve kuruluş sermayesi.
  • Miras haklarının ölümden önce tasfiyesi maksadıyla yapılan kazandırmalar.
  • Miras bırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar ve ölümünden önceki bir yıl içinde âdet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu bağışlamalar.
  • Miras bırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar.
Murisin ölümünden evvel bir sene içerisindeki bağışları saiki ne olursa olsun, tenkise tabi olmakla birlikte; bir seneden daha fazla süre önceki bağışlarda murisin mahfuz hisse kaidelerini bertaraf kastı aranmak gerekmektedir.’(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2003/1062, K. 2003/4203)
  • Hayat sigortası alım bedeli(TMK 509)
İlk iki durumda esasında terekede yer alması gereken değerlerin miras bırakan tarafından sağlığında devrinin meydana getirmiş olduğu mal varlığı kaybının kağıt üzerinde tamamlanması söz konusudur. Sigorta alacağının özellikli durumu ise 602/2’den kaynaklanmaktadır.
  1. Tenkiste Sıra
Miras bırakanın tenkise tabi sağlar arası işlemleri ve ölüme bağlı tasarrufları neticesinde son tahlilde elde edilen terekeye göre tasarruf nisabının aşıldığı sonucuna ulaşılırsa, söz konusu kazandırmalar tenkis edilir. ‘Türk Kanunu Medenisinin 507. Maddesinde(Yeni TMK 508) sağlar arası yapılan temlik işlemlerden hangilerinin tenkise tabii olacağı düzenlenmiştir. Kesinleşen ilamla “satış” olduğu kabul edilen davalıya yapılan temlikler hakkındaki davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde tenkise karar verilmesi doğru değildir. Vasiyetnameler herhalde tenkise tabidir. ( TMK.486md. ) Mahkemece satışa konu taşınmazların da tenkise tabi tutularak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.’(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2004/10574, K. 2004/11801) Ancak tenkis edilecek kazandırmalar arasında bir sıra öngörülmüştür. Önce ölüme bağlı tasarruflar tenkis edilir. Ancak buna rağmen hala saklı paylı mirasçılar saklı paylarını elde edemiyorsa sağlar arası ivazsız kazandırmalar tenkis edilecektir. Hatta ölüme bağlı tasarrufların tenkisi yetersiz gelmiş ve sağlar arası ivazsız kazandırmaların tenkisine girişilmişse, bu işlemler de kendi içinde belli bir sıra ile tenkise tabidir. Miras bırakanın ölümüne en yakın tarihte yapılmış olan sağlar arası işlem daha eski olanlardan önce tenkis edilir. Bunun yetersiz kalması halinde sıra ile eski tarihli olanlara doğru tenkis yapılır. Ölüme bağlı tasarrufların tenkisi bakımından TMK 561’de özellikli bir duruma yer verilmiştir. TMK 651’e göre, ‘Saklı pay sahibi mirasçılara ölüme bağlı tasarrufla yapılan ve tasarruf edilebilir kısmı aşan kazandırmaların onların saklı paylarını aşan kısmı orantılı olarak tenkise tâbi olur. Tenkise tâbi birden fazla ölüme bağlı tasarrufun bulunması hâlinde, saklı pay sahibi mirasçıya yapılan kazandırmanın saklı payı aşan kısmı ile saklı pay sahibi olmayan kimselere yapılan kazandırmalar orantılı olarak tenkis edilir.’ Ayrıca kamu tüzel kişileri ile kamuya yararlı dernek ve vakıflara yapılan ölüme bağlı tasarruflar ve sağlar arası kazandırmalar bunlardan sonra tenkis edilir(TMK 570/2).
  1. Tenkis Davası
Miras bırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarrufları saklı paylı mirasçıların saklı paylarını zedeler. Ancak saklı payları zedeleyen bu tasarruflar kendiliğinden geçersiz değildir. Bu tarz bir durumda saklı payı zedelenen mirasçılar, lehine tenkise tabi ölüme bağlı tasarruf veya sağlar arası kazandırma yapılan kişiye karşı tenkis davası açabilir. Ancak Yargıtay’ın 1975 tarihli İBK kararında da kabul edildiği üzere, tenkis yükümlüsünün tenkise tabi şeyi tenkisten kaçırmak amacıyla bu saiki bilen birine devretmesi halinde söz konusu üçüncü kişiler de davalı olabilmektedir. ‘Davacılar Elif ve Elvan saklı pay sahibi olmadıkları halde bu davacılar yönünden davanın kabulü doğru değildir. Saklı pay sahibi olmayanlar tenkis davası açamaz.’(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2004/2009, K. 2004/3114)    Ancak TMK 562’de mirasçıların alacaklılarına ve iflas idaresine de tenkis davası açma hakkı tanındığı görülmektedir. Tenkis davasında yetkili mahkeme murisin son ikametgâh yeri mahkemesidir(TMK 576).  Söz konusu husus kesin yetki kuralı niteliğindedir. ‘Tenkis davalarının murisin yerleşmek maksadıyla oturduğu son ikametgâhı mahkemesinde açılması gerekir ve bu husus mahkemece res’en nazara alınır. Nüfusa kayıtlı olunan yer ikametgaha karine teşkil eder.’(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2003/1069, K. 2003/2325) Tenkis davası bir yenilik doğuran dava ve sonunda verilen hüküm yenilik doğuran bir karardır. Karar, saklı payı ihlal eden kazandırmanın ihlal oranında hükümsüz kılınmasını içermektedir. Tenkis hükmü geçmişse etkilidir yani kazandırma mirasın açıldığı andan itibaren hükümsüz sayılır. ‘Tenkis davası, murisin saklı payları zedeleyen tasarruflarını yasal sınırlar içine çekmeyi amaçlayan yenilik doğuran davalardandır. Saklı paya el atılıp atılmadığının tespiti için tüm terekenin bilinmesi ve ölüm tarihindeki değerinin hesaplanması gereklidir. Somut olayda tüm tereke hesaba katılmamıştır. Eksik inceleme ve eksik bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması isabetsizdir.’(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2005/15954, K. 2005/13938) Tenkis davasının davalısı aleyhine verilen karar kazandırmayı hükümsüz kılınca, davalı, kazandırmaya konu şeyi geri verme borcu altına girer. Sadece sağlar arası ivazsız kazandırmaların tenkisine ilişkin olan TMK 566’ya göre, ‘Kendisine tenkise tâbi bir kazandırma yapılmış olan kimse iyiniyetli ise, sadece mirasın geçmesi anında kazandırmadan elinde kalanı geri vermekle yükümlüdür; iyiniyetli değilse, iyiniyetli olmayan zilyedin geri verme borcuna ilişkin hükümlere göre sorumlu olur. Miras sözleşmesiyle elde ettiği kazandırma tenkise tâbi tutulan kimse, bu kazandırma için miras bırakana verdiği karşılığın tenkis oranında geri verilmesini isteyebilir.’ Tenkisi talep edilen ölüme bağlı tasarruf muayyen bir mal vasiyeti ise ve dava sonunda tenkisine karar verildiğinde değerinde azalma meydana gelmeden bölünmesine olanak bulunmuyorsa vasiyet alacaklısı dilerse tenkisi gereken kısmın değerini ödeyerek malın kendisine verilmesini, dilerse tasarruf edilebilir kısmın değerini karşılayan parayı isteyebilir(TMK 564). ‘Değerinde azalma meydana gelmeksizin bölünmesine olanak bulunmayan gayrimenkul tenkise tabii olursa, Türk Medeni Kanunu’nda belirtilen tercih hakkı gündeme gelecektir. Taşınmazların bölünemeyeceği tespit edilmiş, davalı vekili pay vermeyi kabul etmiştir. Davalının ayın verme tercihi üzerine mahkemece davacının saklı payı dışında kalan miktar kadar bedelin davalıya nakden ödenerek taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesi gerekir.’(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2007/9106, K. 2008/7712)
  • Tenkis Davası Açma Hakkının Tabi Olduğu Süre
Tenkis davası bir yenilik doğuran dava olduğundan, davanın açılabilmesi TMK 571’de bir ve on yıllık hak düşürücü sürelere tabi tutulmuştur. Bir yıllık süre, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlar. On yıllık süre ise vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinden başlamaktadır. Bir tasarrufun iptali bir öncekinin yürürlüğe girmesini sağlarsa, süreler iptal kararının kesinleşmesi tarihinde işlemeye başlar(TMK 571/2). Ayrıca tenkis iddiası def’i yoluyla her zaman ileri sürülebilir(TMK 571/3). Tenkis def’inin kullanımı herhangi bir süre ile sınırlı değildir.
Paylaş: