Skip to main content

Yoldaş Hukuk

Kasten Öldürmeye Teşebbüs ve Kasten Yaralama Suçunun Ayrımına Dair Kriterler

Kasten öldürmeye teşebbüs ve kasten yaralama suçları, uygulamada birçok Yargıtay kararında karşılaştırmalı olarak ele alınmış; iki suçu birbirinden ayıran kriterler getirme zorunluluğuna yol açmıştır.

“İlkeleri, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 31.03.1986/8-153; 21.05.1984/388-178; 12.12.2000/245-250; 28.03.2000/42-56; 22.05.2001/100-108; 24.06.2003/149-196; 08.07.2003 196-212 ve 30.09.2003/226-229 gün ve sayılı kararlarında açıklandığı üzere, bir eylemin kasten öldürmeye teşebbüs mü, yoksa kasten yaralama mı sayılacağının belirlenmesi sırasında; suç nedeni, kullanılan aletin cinsi, kullanılış şekli, isabet alınan bölge, darbe adedi ve şiddeti, failin suçtan önceki ve sonraki davranışları, aradaki husumet, hedef seçme olanağının bulunup bulunmadığı, mağdurdaki yaraların yerleri ve nitelikleri, failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa  engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütlere başvurulmaktadır. Kastın belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak değerlendirilmesi gerekmektedir”. YCGK, E. 2008/248, K. 2009/82, K.T.: 31.03.2009

Failin zihninde oluşan suçun manevi unsuru olan kasıt, ancak dış dünyada görülebilecek davranışlarla saptanarak tespit edilebilir.

Kast insanın iç dünyası ile ilgili bir kavram olup, kastın açıkça ifade edilmediği durumlarda iç dünyaya ait bu olgunun dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak belirlenmesi yoluna gidilmektedir. YCGK, E. 2008/248, K. 2009/82, K.T.: 31.03.2009

 Söz konusu iki suç tipinde failin kastının tespiti noktasında da temel husus; failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrasında eyleme bağlı olarak ortaya çıkan davranışlarıdır. Failin kastının hangi suça ilişkin olduğunun belirlenmesinde her zaman net bir sonuca ulaşmak, mahkemenin bu konuda tereddütsüz bir kanaate varması mümkün olmayabilir. Böyle durumlarda ceza hukukunun “kuşkudan sanık yararlanır” temel ilkesi çerçevesinde değerlendirme yapmak mümkün olmalıdır. Buna bağlı olarak mahkeme toplanan tüm delillerin değerlendirilmesinden sonra sanığa isnat edilen suçun kasten öldürmeye teşebbüs mü kasten yaralama mı olduğu noktasında kesin bir kanaate ulaşamazsa, kuşkudan sanık yararlanır ilkesi gereğince kasten yaralama suçundan hüküm kurmalıdır.

“Oluşa ve dosya içeriğine göre, iki aile arasında yaşanan silahlı çatışmada, mağdur …’ın herhangi bir silahla yaralanmasının olmaması, mağdur …’ın kardeşinin eşi olan mağdur …’in yargılama aşamasında sanık …’in hatırladığı kadarıyla bir kez ateş ettiğini ve bu atışı ile kayınbabası olan maktul …’in vurulduğunu gördüğüne yönelik anlatımları karşısında, olay sırasında yakın mesafeden hedef gözetmek süretiyle ateş ederek maktul …’i öldüren sanık …’in aynı olayda maktulün yakınında bulunan onun oğlu olan mağdur …’ı da hedef alıp ateş ettiğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığındanşüpheden sanık yararlanır ilkesi gözetilerek sanığın atılı suçtan CMK’nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, bozmayı gerektirmiş olup…” Y. 1. C.D., E. 2018/1105, K. 2018/2368, K.T.: 21.05.2018

Bu durum aynı zamanda A.Y. m. 38/ f. 4 ve İHAS m. 6/ f. 2’de yer alan masumiyet karinesinin bir sonucudur.

“Latince “in dubio pro reo” olarak ifade edilen ve masumiyet (suçsuzluk) karinesinin bir uzantısı olan ‘şüpheden sanık yararlanır ilkesi’ ceza yargılaması hukukunun evrensel nitelikteki önemli ilkelerinden biridir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemez. Ceza mahkûmiyeti bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, teorikte olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermektir.” Y.C.G.K., E. 2017/36, K. 2020/357, K.T.: 09.07.2020

            Kasten öldürme suçu, hayata karşı suçlar bölümünde TCK m. 81 vd.’nda düzenlenmiştir. Kanun “Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.” düzenlemesine yer vermek suretiyle yaşam hakkını koruma altına almak istemiştir. Bu suç tipinden sorumlu tutulabilmesi için failin mağdura yönelttiği eylem, icrai bir davranış ile gerçekleşerek ölüm neticesini meydana getirmelidir. Ancak bu eylemin fail tarafından mağdurun yaşam hakkına son vereceğini/ ölüm neticesinin meydana geleceğini bilerek ve isteyerek gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Failin bilerek ve isteyerek ortaya çıkan eylemi onun kastının varlığını göstermektedir.

            Fail, bir kimseyi öldürmek istemesine rağmen elinde olmayan sebeplerle neticenin gerçekleşmesini sağlayamamış olabilir. Örneğin, mağdurun karın bölgesine doğru iki el ateş ettikten sonra başına doğru yönelttiği silahla üçüncü atışını gerçekleştireceği sırada failin kolluk kuvvetleri tarafından durdurulması. Bu örnekte fail, mağdurun hayati önem arz eden bölgelerine ateş ederek onun ölmesini istemekte ve bu hareketini de isteyerek gerçekleştirmektedir. Ancak neticeyi elinde olmayan bir sebepten dolayı gerçekleştirememektedir. Böyle bir durumda fail, kasten öldürmeye teşebbüs suçunu işlemiş olmaktadır. Zira TCK m. 35’te teşebbüsün ne olduğu şu şekilde ifade edilmektedir: “Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur.”.

            Kasten yaralama suçu ise, vücut dokunulmazlığına karşı suçlar bölümünde TCK m. 86 vd. düzenlemiştir. Yaralama suçunun temel hali için “Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Kasten yaralama suçunda da failin bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerekmektedir. Örneğin, bir kimsenin burnuna ardı ardına yumruk atan failin mağdurun yaralanacağını bildiği ve bunu istediği bir gerçektir. Ancak bazı durumlarda yaralama ile sonuçlanan eylem, failin kastının değerlendirilmesi sonucunda aslında kasten öldürmeye teşebbüs teşkil edebilmektedir. Uygulamada Yargıtay Ceza Daireleri ve Ceza Genel Kurulu kararlarında da failin kastının bu iki suçtan hangisine yönelik olduğu konusunda tereddütler söz konusu olabilmektedir. İkisi arasındaki ayrım her zaman net olmamaktadır. Yargıtay’ın bu iki suç arasında ayrım yapmak için ortaya koyduğu uzun süreden beri içtihat ettiği belli başlı kriterler mevcuttur. Ancak belirtmekte fayda vardır ki bu kriterlerin hepsinin somut olayda bir arada bulunması gerekmemektedir. Ya da bazen tek bir kriter bile o kadar yoğun olarak kastın neye yönelik olduğunun tespitinde yeterli olmaktadır ki böyle durumlarda diğer kriterlerin yokluğundan bahisle değerlendirmede tereddüde düşmemek gerekmektedir. Yargıtay’ın kasten öldürmeye teşebbüs ve kasten yaralama suçlarının ayrımı için ortaya koymuş olduğu kriterler şunlardır:

  • Fail ile mağdur arasında önceye dayalı bir husumet: Yargıtay’ın husumet terimiyle ifade etmek istediği husus, fail ile mağdur arasında failin öldürme kastıyla hareket etmesine sebep olacak boyutta bir anlaşmazlığın, sorunun olmasıdır.

KACAR, Işıl, a.e., s. 71. İnceleme konusu dosyadaki ile benzer bir durumda, Yargıtay suça sürüklenen çocuk ve mağdur arasındaki olayı, öldürmeye sebep olabilecek nitelikte önceye dayalı bir husumet olarak değerlendirmemiştir. “Oluşa ve dosya içeriğine göre, mağdur …’ın, saçlarının apaçi modelinde olduğu, suça sürüklenen çocuk …’ın, …’a “Bizim mahallede böyle dolaşamazsın” demesi üzerine çıkan tartışmada …’ı göğüs bölgesinden hemopnömotorksa ve yaşamsal tehlike geçirmesine neden olacak şekilde tek bıçak darbesiyle yaraladığı olayda; Mağdurdaki yara sayısı ve niteliği, taraflar arasında öldürmeyi gerektirir ciddi bir husumetin bulunmaması, etkili bir engel hal olmamasına rağmen sanığın eylemine kendiliğinden son vermesi, mağdurun özellikle hayati bölgelerinin hedef alındığını gösterir somut delil bulunmaması karşısında suça sürüklenen çocuğun kastının öldürmeye yönelik olmadığı, eylemin kasten yaralama suçunu oluşturduğu gözetilmeden kasten yaralama suçundan TCK’nun 86/1. maddesi uyarınca aynı Kanunun 3. ve 61. maddesindeki ilkeler gözetilerek neticeye etkili olacak biçimde temel bir ceza belirlenmek suretiyle hüküm kurulması yerine, suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde çocuk yaştaki mağduru kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulması…” Y. 1. C. D., E. 2017/122, K. 2017/372, K.T. 13.02.2017

  • Suçta kullanılan aracın niteliği ve elverişliliği: Suçta kullanılan aracın asıl kullanım amacının ne olduğunun belirlenmesi ve bu amacın dışında kullanıldığında kullanım amacı dışında farklı bir etkiye sebep olup olmayacağının incelenmesi gerekir. Örneğin; tabancanın öldürme ve yaralama neticesini meydana getirmek amacıyla kullanılması asıl ise de bir bıçağın asıl kullanım amacının bu neticeleri meydana getirmek olduğu söylenemez. Kullanım amacı dışında kullanıldığında bir bıçağın ölüm veya yaralama neticesini meydana getirmeye elverişli olup olmadığı saptanmalıdır.

Elverişli vasıta niteliğindeki 9 mm.lik tabanca ile yine sonuç almaya elverişli mesafeden, hayati bölge niteliğindeki batın bölgesine yönelik olarak ateş ettiği, 3 el ateş ettikten sonra silahında mermi kalmadığı ve mağdurun yaralandığını gördükten sonra herhangi bir müdahalede bulunmadan ya da yardım istemeden olay yerinden ayrıldığı sabit olup, sanığın öldürme kastı ile hareket ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.” Y.C.G.K., E. 2009/252, K. 2010/46, K.T.: 02.03.2010

  • Hedef alınan bölge: Failin hedef aldığı bölge, hedef seçme imkânı olmasına rağmen mağdurun ölümüne sebep olabilecek niteliğinin yüksek olduğu bir yerse, kastın öldürmeye yönelik olduğu kanaati güçlü olacaktır.
  • Darbe/ atış sayısı ve şiddeti
  • Mağdurun hayati tehlike geçirmesi: Yargıtay, hayati tehlike geçirmeye sebep olan yaralamaların birden fazla olması halinde kastın öldürmeye yönelik olduğunu ifade etmektedir.
  • Fiilin neden son bulduğu: Failin eylemine devam etme olanak ve iktidarı olmasına rağmen bunu yapmaması, kastının öldürmeye değil de yaralamaya yönelik olduğunu gösterebilmektedir. Ancak fail gerçekleştirmiş olduğu kadarıyla eyleminin kastettiği sonucu meydana getirdiği düşüncesiyle durmuşsa, o zaman kasten öldürmeye ilişkin kastı ağır basmaktadır. Failin ısrarla devam ettirdiği eyleminin dışarıdan üçüncü bir kişinin müdahalesi ile son bulması halinde kastın öldürmeye yönelik olduğu izlenimi oluşmaktadır.
  • Failin olay sonrası davranışları: Failin yaralama neticesini meydana getirdikten sonra mağduru hastaneye götürmesi veya mağdura ilk yardım yapması kastının öldürmeye yönelik olmadığını göstermektedir. Mağdurun yaralandığını görmesine rağmen olay yerinden uzaklaşan, hiçbir yardım istemeyen failin kastının öldürmeye yönelik olması daha muhtemeldir.

Yukarıda yer verilen kriterler kastın belirlenmesinde yol göstericidir. Her somut olay özelinde değerlendirme yapmak gerektiği unutulmamalıdır.

 

Paylaş: