Skip to main content

Yoldaş Hukuk

İşçilik Alacaklarından Kaynaklı İbraname

GİRİŞ

İbraname kural olarak borçlunun borçtan kurtarılmasıdır. Borcun sona erme yollarından biridir. İş hukukunda ibraya yönelik düzenleme Türk Borçlar Kanunu[i] 420 maddesinde yer almaktadır. Daha öncesinde normatif bir düzenleme bulunmamaktaysa da Yargıtay belirli ölçütler getirmiş ve işçilerin vereceği ibranamelerin geçerlilik koşullarını belirlemişti. Bu Yargıtay ölçütleri sonrasında kanuna alınmış ve 420. madde oluşturulmuştur.

İBRANAMENİN GEÇERLİLİK KOŞULLARI

TBK 420. maddesi ibraname geçerlilik koşullarına yönelik şu şekilde bir düzenleme yapmıştır: “İşçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür.”

Burada belirlenen geçerlilik koşullarına bakarsak bir ibranamenin geçerli olabilmesi için;

-yazılı olması (şekil şartı)

-sözleşme sona ermesinden itibaren en az bir ay sonra yapılması (süre şartı)

-ibraya konu edilen alacağın miktar ve türünün açıkça yazılması (belirlilik şartı)

-ödemenin tam ve banka aracılığıyla yapılması gerekmektedir. (ödeme şartı)

Yazılı olmasının yanında ibranamenin düzenlenebilmesi için ayrıca süre şartı vardır. Bu süre şartı özellikle işçinin alacağına kavuşma telaşı içinde, işverenin emir talimat düzeni içindeyken özgür iradeye dayanmadan ibraname düzenlemesine engel olmak için koyulmuştur. Uygulamada da çokça görüldüğü üzere işverenler daha iş sözleşmesinin başında boş ibranameye imza attırarak işçiden almaktadır. Bu tür durumlarda bu ibranamelerin geçersizliği işçi tarafından ileri sürülebilir. İbranamenin süre şartına uymadan düzenlenmesi halinde Yargıtay tarafından başkaca şartlara bakmadan ibranamenin geçersizliğine karar verilmektedir. Örneğin bir kararında Yargıtay[ii] şöyle demektedir: “Dosyada mübrez davacının işyerine hitaben el yazısı ile yazdığı ”çalıştığım süre içinde yapmış olduğum fazla mesai tutarı olan 300,00 TL tarafıma ödenmiştir, 07/05/2012 tarihi itibari ile fazla mesai alacağım yoktur“ şeklindeki dilekçenin iş akdi devam ederken davacıdan alındığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dairemizin kökleşmiş içtihatları çerçevesinde, iş ilişkisi devam ederken düzenlenen ibra sözleşmeleri geçersizdir. İşçi bu dönemde tamamen işverene bağımlı durumdadır ve iş güvencesi hükümlerine rağmen iş ilişkisinin devamını sağlamak veya bir kısım işçilik alacaklarına bir an önce kavuşabilmek için iradesi dışında ibra sözleşmesi imzalamaya yönelmesi mümkün olup, Dairemizin kararlılık kazanmış uygulaması bu yöndedir

Bununla birlikte “miktar içeren ibranamenin çalışırken alınması makbuz etkisini ortadan kaldırmaz.[iii]

Kanunca aranan diğer bir şart ise ibra edilen miktar ve türlerin açıkça yazılmasıdır. Hangi alacak hangi miktarlarla ibra edilmişse yazılmalıdır. Örneğin 10 bin TL kıdem tazminatı, 5 bin TL yıllık izin alacağı gibi tek tek yazılmalıdır. Aksi takdirde işverenin sadece ibranamede yazan alacaklar için ibra olunduğu kabul edilir. İbranamede belirtilmeyen alacak için işverenin ibra edildiğinden bahsedilemez[iv]. İbranamede alacak kalemi belirtilmekle beraber miktar ve ne suretle ödendiği belirtilmediyse yine geçerli değildir[v].

Son olarak da ibranamedeki tutarların banka kanalıyla ve noksansız olarak ödenmiş olması gerekir. Bu şart esasen iş hukukunda gerçekten ibraname var mıdır tartışmalarını beraberinde getirmektedir. Zira belirttiğimiz gibi kural olarak ibraname borcun sona ermesi yollarından biridir ve borçlunun borçtan kurtarılması anlamı taşımaktadır. Burada ise alacak kalemlerinin eksiksiz olarak ödenmesi gerekmektedir.

Ödemeler eksik yapılmışsa ibraname geçerli olmayacaktır. Ancak bu belge tamamen de anlam ifade etmiyor değildir. Zira Kanun’un 420/3. maddesinde “Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması zorunludur” denilmektedir. Görüldüğü üzere bu halde belge ibraname değilse de makbuz olarak anlam taşıyacaktır. Sonuçta işçinin almış olduğu miktarı almamış gibi değerlendirmek doğru olmayacaktır. O halde makbuz hükmünde olduğuna göre belgede yazan miktar işçinin alacaklarından mahsup edilmelidir.

ARABULUCULUK TUTANAKLARI İBRANAMELERİN YERİNİ ALMAKTADIR

Görüldüğü üzere ibranamelerin geçerliliği için son derece önemli şartlar vardır. Bunlardan biri de ödemenin eksiksiz yapılmasıdır. Yani işçi alacağını tam olarak almadan ibraname düzenlemiş olsa dahi bakiye alacağı için dava açabilmektedir.

Ancak günümüzde zorunlu dava şartı haline gelen arabuluculuk sisteminde işçi alacaklarının tamamını değil de bir kısmını almayı kabul ederek arabuluculuk aşamasında anlaşmış olsa bile artık dava açamamaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu[vi] 18. Maddesi gereğince “Taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz.” Bu nedenle artık arabuluculuk sistemi ile birlikte işçinin alacaklarının bir kısmını almayı kabul etmesi ve kalan alacaklarından feragat etmesi hukuk düzenince de kabul edilmiş olmaktadır. İşçi arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaştığı miktardan daha fazla alacağı olduğu iddiası ile dava açamamaktadır. Ayrıca arabuluculuk faaliyetinde başvuru için bir aylık sürenin geçmesi gibi bir şart da aranmamaktadır. İşten ayrıldıktan hemen sonraki gün dahi arabulucuya gidilebilir.

SONUÇ

Arabuluculuk sisteminin gelmesi ile birlikte ibranamelerin önemi de giderek azalmaktadır. Ancak yine de tarafların geçerli bir ibranamenin nasıl yapılacağını bilmelerinde yarar vardı. Zira arabuluculuk faaliyeti sonucunda taraflar anlaşamamış olabilirler. Bu halde açılacak bir davada ibranamenin geçerli olup olmadığı şekil, süre ve belirlilik şartları açısından incelenecektir.

İbraname noksansız ödeme olmaması nedeniyle geçerli sayılmasa dahi içerdiği miktar itibariyle makbuz hükmü görebilir. Bunun için dahi ödemenin banka kanalıyla yapılması gerekmektedir. İleride ispat noktasında sıkıntıya düşülmemesi için ödemelerin banka kanalıyla yapılmasını tüm işverenlere önermekteyiz.

[i] Resmî Gazete : Tarih : 4/2/2011 Sayı: 27836

[ii]  Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2017/11448 K. 2019/16254 T. 19.09.2019

[iii] Yargıtay 9.Hukuk Dairesi E.2008/33748 K. 2010/20389 T.24.6.2010

[iv] Yargıtay 22.Hukuk Dairesi E.2017/22739 K. 2019/12078 T.29.05.2019

[v]Somut olayda davacının imzasını havi, iş akdinin fesih tarihi olan 15.11.2012 tarihli “İbra ve Feragatname” başlıklı belgeden, hangi alacağın ne miktarda olduğu ve ne surette ödendiği belirtilmeden, davacının bazı işçilik alacakları yönünden davalıyı ibra ettiği anlaşılmaktadır. Söz konusu ibraname yukarıda da belirtildiği üzere, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 420. maddesi çerçevesinde geçerli bir ibraname olmayıp, mahkemece bu husus göz önüne alınmadan yazılı gerekçe ile fazla mesai, milli bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık izin ücreti alacakları yönünden davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir.” Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2014/9763 K. 2014/16629 T.10.09.2014

[vi] Resmî Gazete : Tarih : 22/6/2012 Sayı : 28331

Paylaş: