Skip to main content

Yoldaş Hukuk

İş Sözleşmesinden Kaynaklı Alacaklarda Zamanaşımı

GİRİŞ

Zamanaşımı bir hakkın belirli bir süre ileri sürülmemesi nedeniyle dava edilebilme özelliğini kaybetmesidir. Hak varlığını korumakla beraber talep edilebilirliğini kaybetmektedir. Bu yönüyle zamanaşımına uğradığı için eksik borç halini alan bir borcun yine de borçlusu tarafından ödenmesi geçerlidir. Zamanaşımı bir defi olduğu için taraflarca ileri sürülmedikçe hakim tarafından resen dikkate alınamaz.

İşçilik alacaklarında da diğer alacaklarda olduğu gibi zamanaşımı süreleri söz konusu olup bu sürelere riayet etmeme halinde alacağı elde edememe riski ortaya çıkmaktadır. Ancak işçilik alacaklarında hangi alacağın hangi zamanaşımı süresine tabi olduğu noktasında uygulamada yer yer sorunlar ortaya çıkmıştır. Yargı içtihatları ile birlikte bu sorunlar çözülmeye çalışılmış ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu[i] ile bu konuda bir düzenleme de yapılmıştır.

İŞÇİLİK ALACAKLARINDA ZAMANAŞIMI SÜRELERİ

2017 tarihli 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile 4857 sayılı İş Kanunu’na[ii] eklenen ek 3. Madde ile düzenleme yapılana kadar Yargıtay[iii] tazminat niteliğindeki alacakların 10 yıl ücret niteliğindeki alacakların 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu belirtmiştir. Bu anlamda kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, işe başlatmama tazminatı gibi tazminatlar Türk Borçlar Kanunu 146. maddesi dikkate alınarak on yıllık zamanaşımına tabi tutulmuştur. Ancak ücret, prim, ikramiye, Agi gibi dönemsel alacaklar ise Türk Borçlar Kanunu[iv] (TBK) 147. maddesi ve İş Kanunu 32. maddesi dikkate alınarak beş yıllık zamanaşımına tabi tutulmuştur. Yıllık izinde ise 10 yıl diyen kararlar olduğu gibi 5 yıl diyen kararlar da olmuştur.

4857 sayılı İş Kanunu’na eklenen ek 3. Madde ile şu şekilde bir düzenleme getirilmiştir: “İş sözleşmesinden kaynaklanmak kaydıyla hangi kanuna tabi olursa olsun, yıllık izin ücreti ve aşağıda belirtilen tazminatların zamanaşımı süresi beş yıldır. a) Kıdem tazminatı. b) İş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat. c) Kötüniyet tazminatı. d) İş sözleşmesinin eşit davranma ilkesine uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat

Görüleceği üzere düzenleme gereği yıllık izin ücreti ve tazminat niteliğindeki kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, fesihten kaynaklanan ayrımcılık tazminatı için artık zamanaşımı 10 yıl değil 5 yıl olarak uygulanacaktır. Böylece kanun koyucu bu tazminatları da ücret alacakları gibi 5 yıllık zamanaşımına tabi tutmuştur. Bu yolla bir birliktelik sağlanmaya çalışılmıştır. Yine yıllık izin için de 10 yıl mı 5 yıl mı tartışmasına son verilerek 5 yıl olarak karar kılınmıştır.

Ayrıca düzenlemede hangi kanuna tabi olursa olsun dediği için İş Kanunu dışında kalan iş sözleşmeleri için de bu şekilde uygulanacaktır. Örneğin gazeteciler, denizciler yahut Türk Borçlar Kanuna tabi olan sporcular için de bu zamanaşımı süreleri uygulanacaktır.

Bu düzenleme dikkate alındığında şu an için 5 yıllık zamanaşımına tabi olan alacaklar şunlardır: işçinin ücret niteliğindeki alacakları ( çıplak ücreti(maaşı), fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti(UBGT), hafta tatili ücreti, prim, ikramiye, Agi, temettü, yemek parası, yol parası,  boşta geçen süre ücreti gibi), kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, fesihten kaynaklanan ayrımcılık tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağı.

Bunlar dışında kalan alacaklar için 10 yıllık zamanaşımı uygulanacaktır. Bunlar ise işe başlatmama tazminatı, iş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan maddi manevi tazminatlar, mobbing kaynaklı maddi manevi tazminatlar, cinsel taciz kaynaklı maddi manevi tazminatlar, sendikal tazminat, rekabet yasağından kaynaklanan tazminat, İş Kanunu 26/2 gereği haklı nedenle fesih nedeniyle istenecek tazminat, askerlik sonrası işe almama nedeniyle tazminat gibi tazminat niteliğinde olan alacaklardır. Bir de kanun koyucu İş Kanunu ek 3. madde de sadece İş sözleşmesinin eşit davranma ilkesine uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat dediği için iş sözleşmesi devam ederken eşit davranma ilkesine uyulmamasından kaynaklanan tazminatlar için de 10 yıllık zamanaşımı uygulanacaktır.

ZAMANAŞIMI SÜRELERİNİN BAŞLANGICI

Zamanaşımı süreleri TBK m.149 gereği alacağın muaccel olması ile başlar. Bu kapsamda ücret alacaklarında ödeme zamanına göre bir belirleme yapılır. Örneğin her ayın 1’inde maaşın ödendiği bir iş yerinde ilgili ayın 1’inden itibaren o maaş alacağı için 5 yıllık zamanaşımı süresi işler. Yine örneğin her yıl 3 ayda bir ödenen ikramiye için Mart ayının sonundan itibaren ilk ikramiye ödemesi için 5 yıllık zamanaşımı süresi işlemeye başlar.

Davada zamanaşımı dava tarihinden geriye doğru 5 yıl gidilerek hesaplanır ve 5 yıldan önceki ücret alacakları zamanaşımına uğramış olur.

Bazı alacaklar sözleşmenin feshi ile muaccel olur. Buna en güzel örnek kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağıdır.[v]

İş kazası kaynaklı maddi manevi tazminatlar gibi tazminatlar için haksız eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren zamanaşımı başlar.

TBK m.151 gereği zamanaşımının başladığı gün hesaba katılmaz.

ZAMANAŞIMIN DURMASI VE KESİLMESİ

Zamanaşımının kesilmesi ve durması konusunda da TBK’da yer alan temel esaslar geçerlidir bu anlamda TBK 153. ve 154. maddeleri işçi alacaklarında da geçerlidir. Önemle belirtmek gerekirse işçi alacakları özelinde 153. madde gereği ev hizmetlilerinin alacaklarında hizmet süresince zamanaşımı durur. Yine 154. madde gereği dava açmak veya icra takibi başlatmak da zamanaşımını keser.

İşçi alacakları özelinde değinmek gerekir ki artık işçilik alacaklarında zorunlu dava şartı olan arabuluculuk sürecinde de zamanaşımı süreleri durur ve işlemez. Bu husus Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu[vi] 16/2 maddesinde düzenlenmiştir.

Bir önemli husus da temerrüt ihtarının zamanaşımını kesmemesidir. Zira temerrüt ihtarı zamanaşımını değil faizi etkilemektedir.[vii]

7036 SAYILI İŞ MAHKEMELERİ KANUNU’NDAN ÖNCE İŞLEMEYE BAŞLAYAN ZAMANAŞIMI SÜRELERİ

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanun ile 4857 sayılı Kanunu’na bir geçici madde eklenmiştir. Geçici 8. maddeye göre “Ek 3 üncü maddede belirtilen yıllık izin ücreti ve tazminatlar için bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan zamanaşımı süreleri, değişiklikten önceki hükümlere tabi olmaya devam eder. Ancak, zamanaşımı süresinin henüz dolmamış kısmı, ek 3 üncü maddede öngörülen süreden uzun ise, ek 3 üncü maddede öngörülen sürenin geçmesiyle zamanaşımı süresi dolmuş olur.

Bu düzenleme şu anlama gelmektedir: ek 3.  Maddede sayılan yıllık izin, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, fesihten kaynaklanan ayrımcılık tazminatı için eğer zamanaşımı, ek 3. Maddenin yürürlüğe girdiği tarih olan 25.10.2017 tarihinden önce başlamışsa bu zamanaşımı süresi 25.10.2017 tarihinden itibaren en fazla 5 yıl daha devam edebilir daha fazla devam edemez. Yani bu alacaklar için 25.10.2022 tarihinden daha uzun bir zamanaşımı süresi olamaz.

Örneğin 2015 yılında işten çıkan bir işçi için kıdem tazminatı 10 yıllık zamanaşımına tabiydi ve 2025 yılına kadar zamanaşımı süresi vardı. Ancak bu geçici madde hükmü gereği 25.10.2017 yılına 5 yıl eklediğimizde bulunan 25.10.2022 tarihinden daha fazla bir zamanaşımı süresi mümkün değildir. Ancak kalan süre 5 yıldan daha kısa ise bu halde kalan süre kadar zamanaşımı olacaktır. Örneğin işçi 2015 değil de 2009 yılında işten çıkmış olsaydı kıdem tazminatı için zamanaşımı süresi 2019’da sona erecekti. Bu süre yürürlük tarihinden itibaren 5 yıllık süreyi aşmadığı için aynen geçerlidir.

SONUÇ

İşçi alacaklarında ücret niteliğindeki alacaklara ek olarak 7036 sayılı kanun ile beraber yıllık izin, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, fesihten kaynaklanan ayrımcılık tazminatı için de 5 yıllık zamanaşımı süresine öngörülmüştür. Bunların dışında kalan alacaklarda 10 yıllık genel dava zamanaşımı süresi geçerli olacaktır.

Zamanaşımına ilişkin durma, kesilme, başlangıç gibi hususlarda da diğer alacaklar gibi TBK’da yer alan temel esaslar geçerlidir. Özellikle arabuluculuk sürecinde zamanaşımı süresi işlemez. Yine temerrüt ihtarı da zamanaşımını kesmez.

Ek 3.  Maddede sayılan yıllık izin, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, fesihten kaynaklanan ayrımcılık tazminatı için eğer zamanaşımı, ek 3. Maddenin yürürlüğe girdiği tarih olan 25.10.2017 tarihinden önce başlamışsa bu zamanaşımı süresi 25.10.2022 tarihinden daha öteye gidemez. Ancak daha önce tamamlanmaktaysa da o süreye riayet edilir.

[i]  Resmî Gazete: Tarih: 25/10/2017 Sayı: 30221

[ii] Resmî Gazete : Tarih : 10/6/2003 Sayı: 25134

[iii]Uygulama ve öğretide kıdem tazminatı ve ihbar tazminatına dair davalar, hakkın doğumundan itibaren, Borçlar Kanununun 125. maddesi uyarınca on yıllık zamanaşımına tabi tutulmuştur. 1.7.2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesinde de genel zamanaşımı 10 yıl olarak belirlenmiştir. Tazminat niteliğinde olmaları sebebiyle sendikal tazminat, kötüniyet tazminatı, işe başlatmama tazminatı, 4857 Sayılı İş Kanununun; 5. maddesindeki eşit işlem borcuna aykırılık sebebiyle tazminat, 26/2 maddesindeki maddi ve manevi tazminat, 28. maddedeki belgenin zamanında verilmemesinden kaynaklanan tazminat, 31/son maddesi uyarınca askerlik sonrası işe almama sebebiyle öngörülen tazminat istekleri on yıllık zamanaşımına tabidir. Bu noktada, zamanaşımı başlangıcına esas alınan kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı hakkının doğumu ise, işçi açısından hizmet aktinin feshedildiği tarihtir.

İşveren ve işçi arasındaki hukuki ilişki iş sözleşmesine dayanmaktadır. İşçinin sözleşmeye aykırı şekilde işverene zarar vermesi halinde, işverenin zararının tazmini amacıyla açacağı dava Borçlar Kanununun 125. maddesi (6098 Sayılı T.B.K.146) uyarınca on yıllık zamanaşımına tabidir. 4857 Sayılı Kanundan daha önce yürürlükte bulunan 1475 Sayılı Yasada ücret alacaklarıyla ilgili olarak özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediği halde, 4857 Sayılı İş Kanunun 32/8 maddesinde, işçi ücretinin beş yıllık özel bir zamanaşımı süresine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir. Ancak bu Kanundan önce tazminat niteliğinde olmayan, ücret niteliği ağır basan işçilik alacakları, Borçlar Kanununun 126/1 maddesi (6098 Sayılı T.B.K.147) uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir. Yıllık izin ücreti iş sözleşmesinin feshiyle muaccel olup dönemsel bir nitelik taşımadığından, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu uygulaması yönünden 10 yıllık genel zamanaşımına tabidir. İşverence işçiye fazladan ödenen ücret ve ücret eklerinin geri alınmasında da uyuşmazlığın temelinde sözleşme ilişkisi olmakla zamanaşımı süresi beş yıl olarak uygulanmalıdır. Dairemizin kararları da bu yöndedir.” Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E. 2013/2406 K. 2013/6001 T. 9.4.2013

[iv] Resmî Gazete : Tarih : 4/2/2011 Sayı: 27836

[v]İş sözleşmesi devam ederken kullanılması gereken ve iş sözleşmesinin feshi ile alacak niteliği doğan yıllık izin ücreti alacağının zamanaşımı süresinin fesih tarihinden başlatılması gerekir” HGK. 05.07.2000 gün ve 2000/9-1079 E, 2000/1103 K

[vi] Resmî Gazete : Tarih : 22/6/2012 Sayı : 28331

[vii]Temerrüt, alacağa talep edilecek faizin başlangıcı bakımından önem arz etmekte olup davalı işverene gönderilen ihtarname zamanaşımını kesmez. Zamanaşımını kesen sebepler Borçlar Kanunu’nun 132 ve devamı maddelerinde açıkça belirtilmiştir.” Yargıtay 22. Hukuk Dairesi E. 2016/10145 K. 2019/7941 T.08.04.2019

Paylaş: