Vakıf Üniversitesi Öğretim Üyelerinin Açacağı Davalarda Görevli Mahkemeler
GİRİŞ
Bilindiği üzere ülkemizde üniversiteler devlet ve vakıf üniversitesi olarak ayrılmaktadır. Devlet üniversitelerinde çalışan öğretim üyeleri memur veya sözleşmeli memur olarak istihdam edilirken vakıf üniversitelerinde çalışan öğretim üyelerinin istihdam şekli memur veya sözleşmeli memur şeklinde değildir. Vakıf üniversitesindeki öğretim üyeleri ile daha ziyade iş sözleşmesi yapılmaktadır. Bu öğretim üyelerinin açacakları davalarda görevli mahkemenin neresi olacağı daha doğrusu yargı yolunun neresi olacağı tartışmalara yol açmış ve yüksek mahkeme kararlarına bu durum yansımıştır.
VAKIF ÜNİVERSİTESİNDEKİ ÖĞRETİM ÜYELERİNİN ÖZLÜK HAKLARI
Danıştay 8. Dairesi’nin vermiş olduğu 29/04/2011 gün ve E:2008/8234, K:2011/2452 Sayılı karar İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 27/03/2014 gün ve E:2011/1493, K:2014/1351 Sayılı kararı ile onanmıştır. Söz konusu kararda Danıştay Anayasa Mahkemesi kararlarına da atıf yaparak Vakıf Üniversitesi öğretim üyelerinin Anayasa m.130’da belirtilen bilimsel özerklik ve mesleki güvenceden mahrum bırakılamayacağına ve bu konuda Devlet Üniversitesindeki öğretim elemanlarından farklı muameleye tabi tutulamayacağı hususuna özel vurgu yapmıştır.
Akabinde Danıştay söz konusu kararında Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 23. Maddesinde yer alan “Vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alacak olan akademik ve idari personelin çalışma esasları 2547 Sayılı Kanunda devlet üniversiteleri için öngörülen hükümlere tabidir. Bu personelin aylık ve diğer özlük hakları bakımından ise 4857 Sayılı İş Kanunu hükümleri uygulanır” hükmündeki özlük hakları ibaresinin iptaline karar vermiştir Kararında özlük hakları ibaresinin belirsiz olduğu ve çok geniş yorumlanarak hukuki sorunlara yol açtığına ve bu suretle görevlerine İş Kanunu hükümlerine göre son verilmesi imkanı tanınmasının mesleki güvenceye aykırı olduğu gerekçesine dayanmıştır. Bu nedenle vakıf üniversitesi öğretim üyelerinin görevine son verilmesinde de idare hukuku ve idari yargının caiz olduğuna hükmetmiştir.
Ancak Danıştay, Anayasa m.130 gereği vakıf üniversitelerinin mali ve idari yönden devlet üniversiteleri ile aynı hükümlere tabi olmadığını da vurgulayarak “akademik personelin aylık ve diğer parasal hakları bakımından İş Kanunu hükümlerinin uygulanabileceğinin de açık olduğunu” belirtmektedir.
Bu suretle Danıştay vakıf üniversitesi öğretim üyeleri açısından özlük hakları kavramında ayrıma giderek şöyle bir yargıya varmaktadır; ”vakıf yükseköğretim kurumlarında istihdam edilecek akademik personelin mesleki güvencelerine dair çalışma esaslarının (akademik personelin atanması, görevleri, unvanları, emeklilikleri, terfileri ve görevlerine son verilmesi gibi) idari sözleşmeyle belirlenmesi; akademik personelin yukarda belirtilenler dışında kalan özlük haklarının ise (ücret, prim, çalışma saatleri, tatil günleri ve sosyal güvenlik gibi) İş Kanunu hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.”
VAKIF ÜNİVERSİTESİNDEKİ ÖĞRETİM ÜYELERİNİN İŞİNE SON VERİLMESİNE DAİR KARARLARDA GÖREVLİ YARGI YOLU
Danıştay’ın söz konusu kararında vakıf üniversitesindeki öğretim üyelerinin görevlerine son verilmesine dair hususların mesleki güvenceyle alakalı olduğu ve devlet üniversitesindeki öğretim üyeleri ile aynı kapsamda olduğu vurgulanmıştır. Bu nedenle devlet üniversitesindeki akademik personel görevine son verilince idari yargıya başvurduğuna göre vakıf üniversitesindeki akademik personel de görevine son verilince idari yargı yoluna başvurmalıdır.
Bununla paralel bir karara Uyuşmazlık Mahkemesi[i] de imza atmıştır. Mahkeme söz konusu kararında bir vakıf üniversitesinde görev alan yardımcı doçentin sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu 25. maddesi kapsamında iptaline dair rektörlük işlemine karşı açılacak davada görevli yargı yolunun idari yargı olduğuna karar vermiştir. Söz konusu kararda “Somut olay ve mevzuat hükümleri birlikte irdelendiğinde; davalı Üniversitenin, sürekli ve düzenli nitelikteki kamu hizmetinde çalıştırdığı davacının; statüsü, göreve alınması, hak ve yetkileri gözetildiğinde, İdare Hukuku kapsamında bir kamu personeli olduğu açıktır. Bu açıdan davacının, sözleşmesinin feshine ilişkin işlemin de 2577 sayılı Kanunun 2’inci maddesinin 1’inci fıkrasının (a) bendinde tanımı yapılan iptal davasına konu edilebilecek nitelikte birer idari işlem niteliği taşıdığı; bu işlemin hukuka uygunluğunun denetiminin de, Anayasayla bu denetim için oluşturulan idari yargının görev alanında bulunduğu sonucuna varılmıştır” denilmektedir. Görüldüğü üzere Uyuşmazlık Mahkemesi vakıf üniversitesi akademik personelinin kamu personeli olduğuna ve görevine son verilmesine dair kararlara karşı idari yargıda dava açılması gerektiğine karar vermiştir
Yargıtay[ii] da vakıf üniversitesindeki öğretim üyesinin işe iade talebiyle açtığı davalarda idari yargının görevli olduğuna karar vermiştir.
VAKIF ÜNİVERSİTESİNDEKİ ÖĞRETİM ÜYELERİNİN MALİ HAKLARI İÇİN AÇILACAK DAVALARDA GÖRELİ YARGI YOLU
Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 23. Maddesinde yer alan “Vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alacak olan akademik ve idari personelin çalışma esasları 2547 Sayılı Kanunda devlet üniversiteleri için öngörülen hükümlere tabidir. Bu personelin aylık ve diğer özlük hakları bakımından ise 4857 Sayılı İş Kanunu hükümleri uygulanır” hükmünün özlük hakları ibaresi Danıştay tarafından iptal edilmiş olsa da yine aynı Danıştay kararında “akademik personelin aylık ve diğer parasal hakları bakımından İş Kanunu hükümlerinin uygulanabileceğinin de açık olduğunu” belirtilmiştir. Keza Anayasa m.130/son hükmünde de “Vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumları, mali ve idari konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasada belirtilen hükümlere tabidir” denilerek mali ve idari konularda vakıf ve devlet üniversiteleri birbirinden ayrılmıştır.
Bu nedenle vakıf üniversitesindeki öğretim üyelerinin ücret, yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti gibi mali hakları için açacakları davalarda adli yargının görevli olması gerektiği düşünülebilir.
Aynı sonucu Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da bir kararında kabul etmektedir. Vakıf üniversitesindeki öğretim üyesinin ücret ve cezai şart alacağı ile ilgili olarak açtığı bir dava hakkında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2015/7-1738 K. 2017/523 T. 22.3.2017 kararında Danıştay’ın ilgili kararına da atıf yaparak şöyle demektedir: ” Belirtilen normatif düzenlemelere göre kamu hizmeti kamu görevlisi sayılan işçilerle de yürütülebilir. Vakıf Üniversitelerine Devlet Üniversiteleri gibi ayrıcalıklar tanınması ve kamu hizmetini yapmalarının sağlanması, kamu hizmetini sağlamak için çalıştırdığı öğretim görevlilerini statü hukukuna tabi kılmaz. Normatif düzenlemelerde belirtildiği gibi mali ve idari konularda Vakıf Üniversiteleri Devlet Üniversitelerinden ayrılmış ve yönetmelik hükümleri ile açıkça öğretim elemanlarının ücret, prim, çalışma saatleri, tatil günleri ve sosyal güvenlik gibi hakları konusunda 4857 Sayılı İş Kanununa tabi olacakları belirtilmiştir” Kararın devamında da “Bu nedenle davacı ile davalı Üniversite arasında bağıtlanan sözleşmenin bireysel iş sözleşmesi olduğu, dolayısıyla bu iş ilişkisinin özel hukuk kurallarına göre belirlenen özel hukuk ilişkisi olduğu açıktır. Davalı Vakıf Üniversitesinin, mali ve idari konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasa’da belirtilen hükümlere tabi olması, davacının iş sözleşmesi ile çalışma olgusunu ve buna bağlı olarak İş Mahkemesinin görevini ortadan kaldırmaz. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1. maddesi uyarınca uyuşmazlık, adli yargı yolunda ve iş mahkemesinde çözülmelidir” ifadeleri ile vakıf üniversitesindeki öğretim üyelerinin mali hakları ile ilgili davalarda adli yargının görevli olduğuna hükmetmiştir.
Ancak Yargıtay 22. Hukuk Dairesi[iii], Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarında hareketle 2013 yılında, Vakıf Üniversitesi ile öğretim elemanı arasındaki uyuşmazlıkta idari yargının görevli olduğuna karar vermiştir.
Yine 2017 yılındaki bu Hukuk Genel Kurulu kararına rağmen Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin çok yeni verdiği 2020 tarihli bir kararında[iv] aksi yönde bir kararla idari yargının görevli olduğuna karar verilmiştir. Davada vakıf üniversitesinde yardımcı doçent doktor unvanı ile çalışan öğretim görevlisinin, işveren tarafından imzalanan sözleşme kurallarına uyulmaksızın maaşlarının zamanında ve düzenli olarak ödenmediği iddiası ile İş Kanunu’nun 24. maddesi uyarınca iş akdini feshettiği, fesih kararını da ihtarname ile davalı üniversiteye bildirdiği bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile kıdem tazminatı, ücret alacağı, fazla ders ücreti ve misafir öğretim görevlisi ders ücreti, yıllık ücretli izin alacağı, aile yardım alacağı talep ettiği görülmektedir. Daire kararında Danıştay’ın ve Uyuşmazlık mahkemesinin yukarıda belirttiğimiz kararlarına atıf yaparak en sonunda davada görevli mahkemenin idari mahkemeler olduğuna karar vermiştir. Söz konusu kararda “Bu durumda yukarıdaki ilke kararı ve açıklamalar dikkate alındığında taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözüm yeri idari yargı olup, Mahkemece “dava dilekçesinin yargı yolunun caiz olmaması nedeni ile usulden reddine” karar verilmesi gerekirken uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi hatalıdır.
Yerel mahkemenin 2012 / 853 E – 2013 / 452 K sayılı 03.09.2013 tarihli kararı dairemizin 2014 / 32794 E ve 2014 / 34822 K sayılı 20.11.2014 tarihli kararı ile adli yargının görevli olduğu gerekçesiyle bozulmuş ise de görev hususu kamu düzenine ilişkin olduğundan bu durum davacı açısından kazanılmış hak oluşturmayacağından kararın tekrar bozulması gerekmiştir.” Görüleceği üzere Daire öncesinde yerel mahkeme kararını adli yargı görevli diyerek bozmuşsa da akabinde aynı olayla ilgili olarak idari yargının görevli olduğuna karar vermiştir.
Bu kararında Yargıtay Dairesi talepler arasında hem feshe bağlı olan kıdem tazminatı gibi alacak talepleri hem de ücret, fazla ders ücreti gibi feshe bağlı olmayan alacak talepleri olmasına rağmen bunlar arasında ayrım yapmadan hepsi açısından idari yargı yolunun görevli olduğuna karar vermiştir. Bu nedenle vakıf üniversitesindeki öğretim üyesinin mali hakları açısından da artık idari yargının görevi olduğunun kabul edildiği ifade edilebilir.
Yine 9. Dairenin aynı yönde verdiği 2019 tarihli bir kararı[v] da vardır. Söz konusu kararda kıdem tazminatı, makale ücreti, 28 günlük ücretli izin ve fazla mesai alacaklarından oluşan talepleri içeren davada Yüksek Mahkeme “Somut uyuşmazlıkta, Vakıf Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalışan davacının Devlet Üniversitelerinde olduğu gibi idari sözleşme ile çalıştığı, uyuşmazlıkta idari yargının görevli olduğu anlaşıldığından, 6100 sayılı HMK.un 114 ve 115. maddeleri uyarınca yargı yolunun caiz olmaması nedeni ile davanın usulden reddi yerine esastan karar verilmesi hatalıdır” diyerek idari yargının görevli olduğuna karar vermiştir. Bu nedenle Yargıtay’ın iş davaları ile görevli dairelerince vakıf öğretim üyelerinin mali hakları için açacakları davaların da artık idari yargıda görüleceğinin kabul edildiği söylenebilir.
Ancak belirtmek gerekir ki Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 23. Maddesinde yer alan “Vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alacak olan akademik ve idari personelin çalışma esasları 2547 Sayılı Kanunda devlet üniversiteleri için öngörülen hükümlere tabidir. Bu personelin aylık ve diğer özlük hakları bakımından ise 4857 Sayılı İş Kanunu hükümleri uygulanır” hükmünün özlük hakları ibaresi Danıştay tarafından iptal edilmiş olsa da personelin ücret gibi parasal haklarında 4857 sayılı İş Kanunu uygulanacağı için dava idari yargıda görülecek olsa da davada 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri göz önünde tutularak karar verilmelidir.
SONUÇ
Vakıf üniversitesindeki öğretim üyelerinin açacakları davalar açısından verilen yüksek mahkeme kararları incelendiğinde gelinen noktada sözleşmenin sona erdirilmesi nedeniyle açılan davalarda idari yargının görevli olduğu artık yerleşmiş gibidir denilebilir. Bu nedenle bu durumdaki öğretim üyeleri İş Mahkemesinde işe iade davası değil idari yargıda idari işlemin iptali davası açmalıdır.
Vakıf üniversitesindeki öğretim üyelerinin mali hakları açısından açacağı davalarda ise her ne kadar 2017 tarihli Hukuk Genel Kurulu kararında adli yargı görevlidir denilmişse de iş davalarına bakmakla görevli 22. Hukuk Dairesinin ve 9. Hukuk Dairesinin verdiği çok yakın tarihli kararlarda idari yargının görevli olduğu belirtilmiştir. Ancak belirtmek gerekir ki parasal haklar için açılacak dava idari yargıda bakılacak olsa da Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 23. maddesi gereği İş Kanunu hükümleri göz önünde tutulacaktır.
[i] Esas No : 2012/223 Karar No: 2012/282 Karar Tarihi : 24.12.2012
[ii] “Davacı vekili, müvekkilinin 23/09/2013 tarihinde davalı üniversitede öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladığını, müvekkilinin 23/09/2013’den iş akdinin fesih tarihi olan 12/03/2015 tarihine kadar davalı üniversitede öğretim görevlisi olarak çalıştığını, müvekkiline tebliğ edilen fesih bildirim metninde fesih nedeni olarak Facebook isimli internet sitesinde yer alan paylaşımlarında hakaret ve sataşma dolu cümleler sarf ettiğine dair iddialar olduğunu, bu iddiaların, paylaşımların kendisi tarafından yazılıp yazılmadığının sorulmadığını, bu hususta hiç bir şekilde savunma bile alınmadan iş akdinin feshedildiğini birden fazla sayıda iş sözleşmesi imzalanmasının iş sözleşmesini belirsiz süreli iş sözleşmesi haline getirdiğini iddia ederek davacının işe iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
….
Yukarıdaki ilke ve açıklamalar dikkate alındığında taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözüm yeri idari yargı olup, Mahkemece “dava dilekçesinin yargı yolunun caiz olmaması nedeni ile usulden reddine” karar verilmesi gerekirken uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.” Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2019/4162 K. 2019/13501. T. 17.06.2019 aynı yönde 9. Hukuk Dairesi E.2018/10670 , K.2019/9495 T.24.04.2019
[iii] Yargıtay 22. Hukuk Dairesi E. 2013/34603, K.2013/28476 T.09.12.2013
[iv] Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2019/8159 K. 2020/501 T. 26.01.2020
[v] Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2016/24111 K. 2019/6033 T.19.03.2019