Skip to main content

Yoldaş Hukuk

Mirasın Reddi

  1. Genel Olarak
Türk Medeni Kanunu mirasın kendiliğinden, kanun gereğince(TMK 599) kazanılacağını öngörmüştür Mirasçıların mirası kazanabilmesi için herhangi bir tasarruf işlemi yapılmasına gerek olmayan bu kendiliğinden intikal sonucunda, mirasçı iradesi dışında hak sahibi olabilmekte ve kural olarak borç altına girmektedir. Hiç kimse malvarlığında kendi isteği dışında meydana gelen artmaya katlanmak zorunda olmadığından TMK 605 ve devamı maddelerinde mirasın reddi kurumuna yer verilmiştir. Mirasın reddi çeşitli saiklerle söz konusu olabilir. Örneğin denkleştirmeye tabi tutulacak bir sağlar arası ivazsız kazandırmanın iadesinden kaçınmak, alacaklılarının alacaklarına kavuşma ihtimalini ortadan kaldırmak gibi sebeplerden ileri gelebilir.
  1. Mirasın Reddi Nedir?
Mirasın reddi kanun gereğince iktisap edilen mirasın belirli bir süre içinde kabul edilmediğinin açıklanmasıdır. Mirasın reddi tek yanlı bozucu yenilik doğuran bir hukuksal işlemdir. Aynı zamanda bu irade beyanının ulaştırılması(sulh hâkimine), hükümlerini doğurması için zorunludur. Ayrıca mirası ret hakkı, kişiye sıkı biçimde bağlanmış bir hak olarak da kabul edilmemiştir. Zira miras reddetmeden ölen mirasçının yerine kendi mirasçıları mirası ret hakkına sahip olur(TMK 608). Bu durumda mirası ret hakkı kendilerine geçen mirasçıların iki tane ret hakkı söz konusu olur. Mirasın reddi, yasal ve atanmış mirasçılar bakımından iktisap da olduğu gibi külli bir sonuç doğurur. Yani mirası reddeden yasal veya atanmış mirasçılar terekenin aktifinden yararlanamayacakları gibi borçlarından da sorumlu olmayacaklardır. Mirasın kazanılması ancak miras bırakanın ölümünden sonra söz konusu olabileceği için, miras da ancak miras bırakanın ölümünden sonra reddedilebilir. Eğer mirasçı olabilecek kimse miras bırakanın sağlığında bu hakkını ortadan kaldırmak istiyorsa, kendisine miras bırakanla bir mirastan feragat sözleşmesi yapması tavsiye edilir. Miras sadece yasal ve atanmış(iradi) mirasçılar(TMK 605)tarafından değil cüz’i halef olan vasiyet alacaklısı tarafından da reddedilebilir(TMK 616). Mirasın reddinin sonuçları külli halef mirasçılar için TMK 611’de düzenlenmiştir. TMK 611’a göre, ‘Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçer. Mirası reddeden atanmış mirasçının payı, miras bırakanın ölüme bağlı tasarrufundan arzusunun başka türlü olduğu anlaşılmadıkça, miras bırakanın en yakın yasal mirasçılarına kalır.’ Vasiyet alacaklısının mirası reddinin sonuçları ise TMK 616’de şu şekilde ifade edilmiştir: ‘Vasiyet alacaklısının vasiyeti reddetmesi hâlinde, miras bırakanın arzusunun başka türlü olduğu tasarruftan anlaşılmadıkça, bu retten vasiyet yükümlüsü yararlanır.
  • Miras Nasıl Reddedilir? Koşul ve Şekilleri Nelerdir?
Mirası ret hakkının ulaşması gerekli bir irade beyanı ile kullanılması gerekir. TMK 609’da mirasın reddinin hem sözlü hem de yazılı şekilde mümkün olduğu ifade edilmiştir. Bu irade beyanının ulaşması gereken yer ise sulh mahkemesidir. Mirasın reddi beyanının ulaştırılması gereken sulh mahkemesi, miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. Ret beyanın mahkemeye varması ile bu konuda bir tutanak düzenlenir. İstem üzerine reddeden mirasçıya mirası reddettiğine ilişkin bir belge verilir(TMK 609/4). Yenilik doğuran bir hakkın kullanımı söz konusu olduğundan mirasın reddi herhangi bir kayıt ve şarta bağlanamaz(TMK 609/2). Mirasın reddi beyanı mahkemeye vardıktan sonra tek taraflı olarak geri alınamaz. Ancak mirasçının redde sebep olan iradesinde bir sakatlık söz konusu ise bu beyanını geri alması mümkündür. ‘Mirasın kayıtsız ve şartsız reddine dair beyan sulh hukuk mahkemesine ulaştıktan sonra bu beyandan tek taraflı olarak dönülemez. Mirasın gerçek reddi beyanı mahkemeye ulaştıktan sonra ret beyanından, ancak mirasçıların tamamının muvafakatiyle veya açılacak olan reddin iptali davasının kabulü halinde dönülebilir.’(Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E. 2017/4915, K. 2018/1179) Mirası reddedecek kişinin tam ehliyetli(ayırt etme gücüne sahip, ergin ve kısıtlı olmayan) olması gerekir. Sınırlı ehliyetsiz ve tam ehliyetsizler ise ancak yasal temsilcilerinin rızası ile mirası reddedebilirler. Vasinin mirasın reddine ilişkin rızası aynı zamanda vesayet makamının, sulh ve asliye mahkemelerinin izniyle tamamlanması da gerekir(TMK 463/b.5).
  1. Mirasın Reddi Hakkının Kullanılmasının Tabi Olduğu Süre Ne Kadardır?
Mirasın reddi üç aylık bir süre ile sınırlıdır. Yukarıda da ifade edildiği gibi varması gereken bu irade beyanı aynı zamanda üç ayda sulh mahkemesine ulaşmış olmalıdır. Üç aylık sürenin başlangıç anı yasal ve atanmış mirasçılar için farklı olarak düzenlenmiştir. TMK 606/2’ye göre, ‘Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe miras bırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için miras bırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar.’ ‘Yasal mirasçıların murisin ölüm tarihinden itibaren üç ay içinde mirası reddetmeleri gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup mahkemece re’sen dikkate alınması gerekir. Davacı mirasın reddine ilişkin beyanını murisin vefatından sonraki üç aylık hak düşürücü süre içerisinde İstanbul nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesi aracılığıyla davanın açıldığı Küçükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesine göndermiş olduğundan süresi içerisinde yapılan mirasın reddi beyanı üzerine mahkemece, işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekir. Hak düşürücü süre geçtiği gerekçesiyle davanın reddi doğru değildir.’(Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E. 2015/6823, K. 2017/143) Üç aylık sürenin kaçırılmış olması mirasın kabul edildiği anlamına gelir(TMK 610). Ancak bu süre önemli sebeplerin varlığından dolayı kaçırılmışsa, sulh hâkimi ret süresini uzatabileceği gibi yeni bir süre de öngörebilir(TMK 615).
  1. Mirası Ret Hakkının Düşmesi
Mirası ret hakkının süresi içinde kullanılmaması yukarıda da ifade edildiği gibi bu hakkın artık kullanılamayacağı, mirasın kabul edildiği anlamına gelmektedir. Ancak miras ret süresi içinde mirasçının belli bazı davranışlarına verilen anlamlar neticesinde de bu hakkın kullanılma imkânı ortadan kalkar. Bu hususa işaret eden TMK 610/2’ye göre, ‘Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya miras bırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine mal eden mirasçı, mirası reddedemez.’ Örneğin miras bırakanın çok değerli takım elbise koleksiyonunu satılmak üzere bir mağazaya götüren sağ kalan eşin mirası ret hakkının düştüğü söylenmelidir. ‘ Davacı miras bırakanın ölümünden sonra mal müdürlüğüne 5000 TL ödemede bulunduğunu açıklamıştır. Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan ve miras bırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan mirasçı, mirası reddedemez. Ret hakkının yitirilmesine ilişkin bu hüküm hükmen ret durumunda da uygulanır.’(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2011/5211, K. 2011/8037)
  1. Mirasın Kendiliğinden Reddedildiği Karinesi
Ret karinesine yer veren TMK 605’ye göre, ‘Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler. Ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.’ Ölümü tarihinde murisin ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır. Mirasçılar, zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça, her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Kanunda belirtilen hak düşürücü süre, mirasın hükmen reddi davasında uygulanmaz. (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E. 2016/11723, K. 2019/5889) Hükmen ret halinde miras resmen tasfiye edilir. Hükmen reddedilmiş sayılan bir mirasın örtülü veya açık bir şekilde kabul edilmesi de mümkündür. Hükmen reddedilmiş sayılan terekenin kabulüne ilişkin İİK 183’e göre, ‘Bir tereke 180 inci madde mucibince tasfiye halinde bulunur ve tasfiyenin kapanmasından evvel mirasçılardan biri gelerek mirası kabul eylediğini bildirirse borçların ödenmesi için mirasçının teminat göstermesi mukabilinde mahkeme tasfiyeyi durdurur.’ ‘Dava, mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Miras bırakanın borçlarının toplam değeri ölüm tarihi itibari ile belirlenmeden, aktifi ölüm tarihi itibari ile araştırılmadan, değerleri ölüm tarihine göre hesaplanmadan, miras bırakanın ölüm tarihinden itibaren hesap hareketleri ve bakiye bilgisi temin edilerek, ölüm tarihi itibari ile terekesinin aktifi ve pasifinin hesabında dikkate alınması gerektiği düşünülmeden, kabule göre de, davanın niteliği gereği davalı-alacaklıların, murisin terekesinin borca batık olduğunu bilmedikleri, bilmelerinin de mümkün olmadığı, terekenin borca batık olup olmadığına yapılan yargılama sonrasında karar verildiği göz önünde bulundurularak yargılama gideri ve harçtan davalıların değil davacıların sorumlu tutulması, davacılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği gözetilmeksizin hüküm kurulması isabetsizdir.’(Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E. 2019/22, K. 2019/7395)
  • Mirasın Reddi Karşısında Alacaklıların Korunması
Bir mirasçının mirası ret sebeplerinin farklı sebepleri olabileceğini ve bunlardan en önemlisinin de alacaklılara zarar verme maksatlı retlerin olduğunu ifade etmiştik. Ancak kanun koyucu mirasın reddi üzerine tereke borcundan sorumluluğun kalkmasına karşı hem mirasçının hem de miras bırakanın alacaklılarını korumuştur. ‘Mirasçıların Alacaklılarının Korunması’ başlıklı TMK 617’ye göre, ‘Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse; alacaklıları veya iflâs idaresi, kendilerine yeterli bir güvence verilmediği takdirde, ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilirler. Reddin iptaline karar verilirse, miras resmen tasfiye edilir. Bu suretle tasfiye edilen mirastan reddeden mirasçının payına bir şey düşerse bundan, önce itiraz eden alacaklıların, daha sonra diğer alacaklıların alacakları ödenir. Arta kalan değerler ise, ret geçerli olsa idi bundan yararlanacak olan mirasçılara verilir.’ ‘Kanunda özel hüküm bulunmadığı ve Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevini açıklayan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 4. maddesinde gösterilen davaların dışındaki her dava Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür. Mirasın reddinin iptali davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.'(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2011/1085, K. 2011/15751) Miras bırakanın alacaklılarının korunmasına hizmet eden ‘Ret Halinde Sorumluluk’ başlıklı TMK 618’e göre, ‘Ödemeden âciz bir miras bırakanın mirasını reddeden mirasçılar, onun alacaklılarına karşı, ölümünden önceki beş yıl içinde ondan almış oldukları ve mirasın paylaşılmasında geri vermekle yükümlü olacakları değer ölçüsünde sorumlu olurlar. Olağan eğitim ve öğrenim giderleriyle âdet üzere verilen çeyiz, bu sorumluluğun dışındadır. İyiniyetli mirasçılar, ancak geri verme zamanındaki zenginleşmeleri ölçüsünde sorumlu olurlar.
Paylaş: