Yoldaş Hukuk

Ortaklığın Giderilmesi Davaları(İzaleyi Şuyu)

  1. Genel Olarak
Mutlak bir hak olan mülkiyetin çeşitli görünümleri vardır. Bir eşyaya tek başına malik olunabileceği gibi, birden fazla kişinin de tek bir eşya üzerinde mülkiyet sahibi olması mümkündür. Bu durumda birlikte mülkiyetten söz edilir ki birlikte mülkiyet de paylı ve elbirliği mülkiyet olarak ikiye ayrılır. Paylı mülkiyette malik görünümünde paydaşlar varken, elbirliği mülkiyetinde tek bir mülkiyetin ortakları vardır. Paylı ve elbirliği halinde mülkiyet, birden fazla kişinin belli konularda aynı yönde karar almasını gerektiren mülkiyet rejimi olduğundan çoğu zaman idamesi zordur. Bu yüzden Türk Medeni Kanunu’nda her iki birlikte mülkiyet çeşidi için de, bireysel mülkiyete dönüşmeye hizmet eden düzenlemelere yer verilmiştir(TMK 699 ve 703/2). Ortaklığın giderilmesi davası veya izaleyi şüyu davası olarak bilinen bu imkân, paylı mülkiyete son vermeye hizmet eden bir davadır. Paydaşlığın ( ortaklığın ) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar ( ortaklar ) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Paydaşlığın giderilmesi davasını paydaşlardan biri veya birkaçı diğer paydaşlara karşı açar. HMK’nın 27. maddesi uyarınca davada bütün paydaşların yer alması zorunludur. Her ne kadar TMK 703 elbirliği ortaklığının sona erdirilmesi için paylı mülkiyete atıfta bulunuyor ise de, her elbirliği ortaklık tipine ilişkin kanunda özel düzenlemeler vardır. Örneğin miras ortaklığı bakımından TMK 642 gibi. Kanun koyucunun bu hükmü getirmekteki amacı öncelikle aynen paylaştırma isteyen mirasçılar arasındaki paylaşma konusundaki ihtilafın en uygun biçimde çözümlenmesi ve taşınmazların değerleri arasında fark bulunması halinde, gereğinde farkı para ödetmek yoluyla, denkleştirmenin sağlanmasıdır. Ayrıca payların özgülenmesinde mirasçıların anlaşması asıl olup, anlaşamazlarsa kura çekilecektir. Yani aynen paylaştırmayı gerçekleştirme olanağı olan mahkemenin mirasçıları satışa zorlayacak bir yöntemi benimsemesi olanaklı değildir. Ayrıca elbirliği ortaklığında paylı mülkiyetteki gibi ortaklığın giderilmesinin doğrudan dava ile istenebilme imkânı yoktur. Bu husus sadece miras ortaklığında açıkça ifade edilmiştir. ‘Dava, taşınmazlardaki ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. Murisin oğlu davalının babası vefat etmiş ve davalı ilgilinin mirasını reddetmiştir. Davalı, murisin vefatından önce ilgilinin mirasını reddetmiş olduğundan mirasçı olma sıfatını yitirmemiştir. Bu nedenle, davalı hakkındaki davanın mirasçı sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmesi doğru değildir.’(Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/12574, K. 2016/4711)
  1. Ortaklığın Giderilmesinin İstenilebilme Koşulları
Paylaşma İstemi başlıklı TMK 698’de hangi koşullar altında ortaklığın giderilmesinin istenebileceği düzenlenmiştir. TMK 698’e göre, paylaşma isteminde bulunulabilmesi için şu koşullardan birinin varlığı gerekir:
  • Paylı mülkiyete tabi eşyanın sürekli bir amaca özgülenmiş olmaması gerekir. Paydaşların eşyadan yararlanma konusunda süreklilik arz eden bir amaç birliği içerisinde olmaları, paylaşma istemine engeldir. Örneğin, bir taşınmazın paydaşlar tarafından bir ticaret şirketine tahsis edilmiş olması gibi.
  • Paydaşların paylı mülkiyetin devamını hukuki bir işlemle zorunlu kılmamış olması gerekir. Bu yönde bir hukuki işlem en çok on yıllık bir süre için yapılabilir.
  • Paylaşmanın uygun olmayan bir zamanda istenmemiş olması gerekir. Mevcut bir sebep paylaşma sırasında paydaş ve ortaklara ağır külfetler getirecekse uygun olmayan bir zamandan söz edilebilir. Örneğin paylı mülkiyet altındaki bir biçerdöver makinasının tam hasat mevsiminin başladığı anda paylaşma talep etmek gibi.
Olumsuz birer koşul olarak ifade edilen durumlardan herhangi birinin varlığı ortaklığın giderilmesi istemini haklı kılmaz.
  • Paylaşmanın Yapılması ve Biçimi
Paydaşların paylaşma isteminde bulunmaları üzerine paylaşma ancak bütün paydaşların paylaşmaya rıza göstermesi ile yapılabilir ki buna rızai paylaşım denir. ‘Dava, ortaklığın aynen taksim, olmadığı takdirde satış suretiyle giderilmesi isteğine ilişkindir. Somut olayda; taraflarca bağımsız bölümlerin taksim suretiyle ortaklığının giderilmesi istenildiğinden ve bağımsız bölümün birinin davacıya, diğer bağımsız bölümün davalıya verilmesi hususunda taraflar anlaştıklarından bilirkişi raporuyla belirlenen ivaz bedeli farkının davalı tarafından hükümden önce depo edilmesi için kesin süre verilmeli, depo edildiği takdirde taksim suretiyle ortaklık giderilmeli, depo edilmediği takdirde aynı hak karşı tarafa tanınmalı, her iki tarafın da ivaz bedelini kesin süre içerisinde depo etmemesi durumunda ise satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmelidir.’(Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E. 2014/2150, K. 2014/4940) Ancak paydaşların içinden paylaşmaya razı olmayanlar çıkarsa, paylaşma isteyen paydaş dava açmak zorundadır. Ortaklığın giderilmesi davası olarak bilinen bu davaya bakmakla sulh hukuk mahkemesi görevlidir(HMK 4). Yetkili mahkeme ise, taşınmazın aynından doğan bir dava söz konusu olduğu için, HMK 12 gereğince taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Paylaşma biçimi için TMK 699/2’de iki yöntem öngörülmüştür. Bunlar, aynen paylaşma ve satış suretiyle elde edilen bedelin paylaşılmasıdır.
  1. Malın Aynen Paylaşılması
Ortaklığın giderilmesi talep edildiğinde hâkim öncelikle, eşyanın ortaklar veya paydaşlar arasında aynen bölüştürülmesi imkânının olup olmadığını araştıracaktır. Hâkimin paylı mülkiyet konusu eşyanın aynen paylaşılmasına karar verebilmesi için, eşyanın bölünebilir bir yapısının olması gerekmektedir. Örneğin, bir tır üzerindeki paylı mülkiyetten doğan ortaklık, aynen paylaşma suretiyle giderilemez. Aynen paylaşmaya yapısı imkân veren eşyanın bölünmesi sonucu, parçaların değerlerinin paydaşların pay oranlarına aynen uygun düşmesi gerekmez. Böyle bir durumda hâkim denkleştirmeyi, eksik değerdeki parçaya para eklemek suretiyle sağlar(TMK 699/2) Örneğin, 600 metrekare bir arazinin pay oranları 2/3 ve 1/3 olan iki paydaş arasında 400 metrekare ve 200 metrekare şeklinde bölünmesine İmar mevzuatının izin vermemesinden dolayı, 300-300 metrekare olarak bölünmesi halinde, hâkim, 1/3 payı olan paydaştan alacağı parayı 2/3 payı olan paydaşa vererek denkleştirme yapar. Bölünmenin mümkün olduğu bir eşya bölündükten sonra, paydaşlara özgülenmesi konusunda bir uyuşmazlık çıkarsa, Yargıtay bu uyuşmazlığın kura çekilerek giderilmesi gerektiğini kabul etmektedir. Ancak hâkimin buna uyma zorunluluğu yoktur, özgülemeyi hâkim, somut olayın koşullarına da uygun başka bir şekilde yapma yetkisine sahiptir. ‘Paydaşlığın ( ortaklığın ) giderilmesi davaları iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Bu davalarda davalı da davacı gibi aynı haklara sahiptir. Bu sebeple davacının satış suretiyle paylaşma istemesi davalıların aynen paylaşma istemesine engel teşkil etmez. Paydaşlığın giderilmesi davalarında mahkemece malın aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilebilmesi için taşınmazın yüzölçümü, niteliği, pay ve paydaş sayısı ve tarım arazilerinin niteliği ile imar mevzuatına göre aynen taksimin mümkün olup olmadığının araştırılması gerekir.’(Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E. 2016/1858, K. 2018/2161) ‘Mahkemece yerinde yapılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporlarında taşınmazın paydaşları arasında aynen taksiminin mümkün olduğu açıklanmış ancak, bilirkişiler tarafından taksim krokisi düzenlenmemiş, mahkemece verilen sürede davacı tarafından özel olarak hazırlattırılan taksim projesi esas alınarak karar verilmiştir. Uzman bilirkişilere taksim krokisi hazırlattırılarak, taksim krokisinin onay makamına gönderilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davacı tarafından özel olarak hazırlattırılan taksim projesine göre aynen taksime karar verilmesi doğru görülmemiştir.’(Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2013/8318, K. 2013/9899)
  1. Malın Açık Artırmayla Satışından Elde Edilen Bedelin Paylaşılması
Ortaklığın giderilmesinin talep edildiği bir davada paylı mülkiyete tabi eşyanın aynen bölünmesi mümkün değilse ve özellikle paylı malın önemli bir değer kaybına uğramadan bölüşülmesine olanak yoksa hâkim, eşyanın açık artırmayla satışına hükmeder(TMK 699/3). Eşyanın paydaşlar arasında artırmayla satışa çıkarılması da mümkündür. Hâkimin bu artırma ile satış kararı, ortaklığı kendiliğinden sona erdirmez. Karar icra edilip eşya satılana kadar ortaklık veya paydaşlık ilişkisi devam eder. Paylı mülkiyet konusu eşyanın satışına karar verilmişse, satıştan elde edilen bedel, tapudaki payları oranında paydaşlar arasında bölüştürülür. Elbirliği ortaklığının sona ermesi halinde bölüşmenin ne şekilde yapılacağına da değinen Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin E. 2015/7690, K. 2017/771 sayılı kararında şu ifadelere yer verilmiştir: ‘Dava; ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece paydaşlığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi halinde satışın nasıl yapılacağının ve satış bedelinin ne şekilde dağıtılacağının hüküm sonucunda gösterilmesi gerekir. Satışına karar verilen taşınmaz; Paylı mülkiyet hükümlerine konu ise satış bedelinin paydaşların tapudaki payları oranında, Elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olması halinde satış bedelinin mirasçılık belgesindeki paylar oranında, Hem paylı, hem de elbirliği mülkiyeti halinin bir arada bulunması halinde ise satış bedelinin tapudaki ve mirasçılık belgesindeki paylar nazara alınarak dağıtılmasına karar verilmesi gerekir.’ Satışın genel açık artırma suretiyle yapılması halinde, satış bedeli üzerinden alınacak harcın taraflardan tapudaki hisseleri oranında tahsili gerekmektedir. (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E. 2015/6967, K. 2017/180)
  1. Kat Mülkiyetine Geçiş Suretiyle Ortaklığın Giderilmesi
Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 10. maddesinin 6.fıkrasında ortaklığın giderilmesi için bir imkân daha tanınmıştır. O da kat mülkiyetine geçiş suretiyle ortaklığın giderilmesidir. Nitekim bu şekilde bir paylaşımın nasıl yapılacağı konusunda Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin E. 2016/12510, K. 2020/278 sayılı kararında şu ifadelere yer verilmiştir: ‘…değere göre özgülenecek arsa payı uzman bilirkişi aracılığıyla saptanıp varsa fiili taksime göre, taksim yoksa çekilecek kura ile önce her paydaşa birer bağımsız bölüm özgülendikten sonra arta kalan bağımsız bölümlerin pay oranları da gözetilmek suretiyle yine kura ile paydaşlara özgülenerek, gerekiyorsa bedel farkı nedeni ile ödenecek ivaz da belirlenmek suretiyle payların denkleştirilmesi, …kat mülkiyeti kurulmak suretiyle ortaklığın giderilmesine…’
  1. Ortaklığın Giderilmesi Davasında Muhdesatların Durumu
Paylı mülkiyetin devamı sürecinde paydaşlar biri paylı mülkiyet konusu taşınmaz üzerinde yapılar yapmış bitkiler yetiştirmiş olabilir. Bu durumun paylaşımda nasıl dikkate alınacağı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26.12.2001, 6-1166/1164 sayılı kararında şu şekilde ifade edilmiştir: ‘Ortalığın giderilmesi istenen taşınmaz üzerinde bina, ağaç vesaire gibi muhdesat varsa bunlar arzın mütemmim cüzü sayıldığından arzla birlikte satışına karar verilir. Ancak bunların bir kısım paydaşlara ait olduğuna ilişkin tapuda şerh varsa veya bu hususta tüm paydaşlar ittifak ediyorsa o takdirde değerlere göre oran kurulması ve satış parasının bu oran esas alınarak dağıtılması gerekir. Oran kurulurken muhdesatın ve arzın dava tarihi itibariyla ayrı ayrı değeri takdir ettirilir, bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri saptanır. Bulunan tüm değer muhdesat bedeline ve arzın kıymetine ayrı ayrı oranlanarak yüzde itibarıyla ne kadarının muhdesata ne kadarının arza isabet ettiği belirlenir. Satış bedelinin dağılımında bu nispetler gözönünde tutularak muhdesata isabet eden kısmın sadece muhdesat sahibine, arza isabet eden kısmın da payları oranında tüm paydaşlara verilmesi gerekir.’ ‘Davalılardan biri taşınmaz üzerinde evinin bulunduğunu beyan etmiştir. Bu durumda muhdesatın kime ait olduğu hususunda paydaşların beyanı alınarak bu hususta bütün paydaşlar ittifak etmiyor ise, öncelikle bu uyuşmazlığın giderilmesi için o muhdesatta hak iddia eden paydaşa görevli mahkemede dava açmak üzere uygun bir süre verilmesi, verilen süre içerisinde dava açıldığı takdirde sonucunun beklenmesi, açılmadığı takdirde o konuda uyuşmazlık yokmuş gibi davaya devam edilmesi gerekir.’ (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E. 2015/9817, K. 2017/2374)
Paylaş: